Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/262 E. 2013/15810 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/262
KARAR NO : 2013/15810
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. … ‘nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya otomotiv satış ve servis hizmeti verdiğini, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satış bedelinin noter satış sözleşmesinde belirtilen bedel olduğunu, davacı tarafından daha sonra düzenlediği faturaya KDV ilave ederek daha yüksek bedel tahsiline çalıştığını, noter sözleşmesindeki satış bedeline KDV oranının dahil edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; sözleşmede açıkça ve ayrıca belirtilmemiş ise satış bedeline KDV’nin dahil olmadığı, buna rağmen davalı tarafın satış bedeline KDV’nin de dahil olduğu savunması hususunda davalı tarafa yemin teklifinin hatırladığı, davalının yemin teklifinde bulunmadığı, davalının satış bedelinin KDV’si olan 47.470,63 TL’den sorumlu bulunduğu, davalının 07.01.2011 tarihinde temerrüde düştüğü, ayrıca KDV alacağı dışında davacının cari hesap alacağının ….354,81 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne itirazın iptaline, takibin 50.825,44 TL üzerinden devamına, 47.470,63 TL’ye 07.01.2011 bakiye takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 04…..2010 tarihli noter satış sözleşmesine konu otomobilin satılarak bedelinin tamamen ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur.
Davacı noter satış sözleşmesinde belirtilen satış bedeline %… KDV oranının dahil edilmediğini iddia etmekte davalı ise dahil olduğunu savunmakta olup uyuşmazlık bu noktada toplanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ……..2004 tarih 2004/…-456 Esas, 2004/531 Karar sayılı kararında da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun …. maddesi, vergi yükümlüsünü (mükellefini) vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi vergi sorumlusu ise, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi şeklinde tanımlamış, kural olarak vergi yükümlülüğüne ve sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmelerin, vergi dairelerini bağlamayacağı hükmünü getirmiştir.
Katma Değer Vergisi, mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisidir. (Prf Dr. Mehmet Ali Canoğlu – Doç Dr. Rüstem HacırüstemoğluVergi Uygulamaları ve Muhasebesi, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. … 1990, s.425)
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun …. maddesine göre, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, Katma Değer Vergisinin mükellefleri (yükümlüleri), bu işleri yapanlardır. Aynı Yasa’nın …. maddesinde ise, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının işyerinin, kanuni merkezi ve … merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları, verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 57. maddesi “perakende satışı yapılan mallara ait etiketlerde Katma Değer Vergisinin satış fiyatına dahil olup olmadığı açıkça belirtilir. Vergi satış fiyatından hariç ise bunun miktarı ayrıca gösterilir. Katma Değer Vergisi’nin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlerde bu hüküm uygulanmaz” hükmünü taşımaktadır.
Bu yasal düzenlemelerin, somut olayda uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu satış sözleşmesi bakımından ortaya koyduğu sonuç şudur:
Türk Vergi Sistemi, Katma Değer Vergisini mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür.
Buna göre alıcı satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi tutarını satıcıya verecek, satıcı ise, kendisine ait satış bedeli ile birlikte Katma Değer Vergisini de alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, Katma Değer Vergisini devlete ödeyecek, bu yönde bir aracılık yapacaktır. Eş söyleyişle, alıcının ödediği Katma Değer Vergisini onun asıl sahibi durumundaki devlete intikal ettirmekle yükümlü olan; kısaca bu verginin devlete karşı yükümlüsü durumunda bulunan satıcıdır.
Alıcıya düşen satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde, bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Alıcı, söz konusu verginin yükümlüsü veya sorumlusu değildir. Başka bir ifade ile, Katma Değer Vergisini devlete ödemek üzere satıcıya vermek alıcıya ait bir görev, bunu satış bedeli ile birlikte alıp, daha sonra Maliye’ye yatırmak ise satıcıya ait bir yükümlülüktür. Devlet, bu yasal düzenlemelerle borçlusu alıcı olan Katma Değer Vergisini kendi adına ondan tahsil etmek ve daha sonra yasal düzenlemelerin öngördüğü şekil ve zamanlarda kendisine (Maliye’ye) ödemek yükümlülüğünü satıcıya yüklemiştir.
Görüldüğü üzere, satış sözleşmeleri bakımından vergi yükümlülüğü devlet ile satıcı arasındaki bir ilişkiyi ifade etmektedir.
Devlet, oluşturduğu Vergi Sisteminde vergiyi doğuran satış ilişkisi çerçevesinde kendisine Katma Değer Vergisi ödenmesini satıcıya ait bir yükümlülük olarak düzenlemiştir. Satıcının devlete ödenecek Katma Değer Vergisini satış bedeline dahil olarak mı, yoksa ondan ayrı olarak mı tahsil edeceği, kural olarak yasal düzenlemelerin konusu değildir. Alıcı ve satıcı arasındaki bir iç ilişki olarak, onların tasarrufuna bırakılmıştır. Dolayısıyla, yasadan kaynaklanan ayrık durumlar dışında bir satış sözleşmesinde, satıcı, tarafların üzerinde anlaştıkları koşullar çerçevesinde alıcıdan alması gereken Katma Değer Vergisi tutarını da satış bedeline ekleyip mal bedeli ve KDV’yi ayrı ayrı göstererek ödenecek toplam miktarı davalının onayına sunmak; kabul ettiği takdirde toplam bedeli alıcıdan almak veya tersine, satış bedelini belirlerken Katma Değer Vergisini hiç hesaba katmayıp, bunu bizzat üstlenmek böylece kendi üzerinde tutacağı mal bedeli miktarını azaltmak yolunu seçebilir yada devlete ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi miktarının bir kısmını kendi üstlenmek suretiyle satış bedelinin alıcı yönünden cazip hale gelmesini sağlayabilir. Kuşkusuz, satış bedelinin ve onun Katma Değer Vergisinin ayrı ayrı gösterildiği durumlarda, alıcının anılan vergiyi ödemekten kaçınması halinde, satıcı, malını satıp satmamakta özgürdür yada alıcı KDV’li fiyatı yüksek bulup malı almayabilir.
Sözleşme aşamasında, satış bedeli ve vergi tutarını ayrı ayrı göstermeyen satıcı, o satıştan dolayı ödediği Katma Değer Vergisini alıcı adına değil, kendisi adına ödemiş olur. Bunu sonradan alıcıdan isteyip isteyemeyeceği; Vergi Hukukunun düzenleme alanının dışına taşan, Vergi Hukukunun kural ve ilkelerine göre değerlendirilmesine olanak bulunmayan dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun sözleşme hukukunu düzenleyen hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir sorundur.
Borçlar Kanunu çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; bedel unsuru, satış sözleşmesinin esaslı unsurudur. Satıcının, başlangıçta üzerinde iradelerin birleştiği bedel (alıcının satıcıya ödeyeceği tutar) dışında alıcıdan sonradan ayrıca bir istemde bulunmasına olanak yoktur. Taraflar arasındaki satış ilişkisinde noterce düzenlenen resmi satış sözleşmesindeki satış bedeli ödenmiş ve mal da teslim edilmek suretiyle hukuki ilişki sona ermiştir. Hukuki ilişki sona erdikten sonra davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen faturaya Katma Değer Vergisi oranı dahil edilerek talep edilmesinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin ….04.1989 tarih, 1989/533 E, 1989/2502 K sayılı kararında da aynı hususlara değinilerek bir satış ilişkisinde satış bedeli ödenip, hukuki ilişki sona erdikten sonra satıcının, alıcıdan ayrıca KDV talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı, davalıya satış bedelini belirleyip mal satıp, teslim etmiştir. Davalı da bu şartlarla satış bedelini ödeyip, malı teslim almıştır
Böylece davacı aksini kanıtlayamadığına göre satış sözleşmesinin taraflarına yüklenen yükümlülükler karşılıklı olarak ifa edilip, sözleşme ilişkisi sona erdirildikten sonra davacının bu kez davalıdan KDV bedeli talebinde bulunmasının hukuki dayanağı olmadığından mahkemece KDV alacağına yönelik talebin reddi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 990 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, ……..2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.