Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/5705 E. 2013/12260 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5705
KARAR NO : 2013/12260
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 12/09/1983 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 12….1983 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 75100 sicil numaralı … Elektrik isimli işyerinden, davacı adına 12….1983 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, bildirgenin süresi içinde 29….1983 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, dava konusu döneme ilişkin dönem bordrosunun verilmediği, davacıya ait 10075476 sicil numarasının Kurumun 1979-1983 yılları arasındaki seriye ait sicil numaralarından olduğu, 13.12.2010 tarihli grafoloji raporunda; dava konusu işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği, davalı işyerinden sonraki dönemlerde bordrolu olarak çalıştığı anlaşılan tanığın beyanlarından, davacının davalı işyerinde 1983 yılında çalışmasının olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacıya ait 12….1983 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı … Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile … Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16….1999 gün 1999/21-510-527, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, …12.2004 gün 2004/21-629-641, 09.02.2005 gün ve 2004/21-734 Esas, 2005/49 Karar ve 30.05.2007 gün 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; davalı işyerinden davacı adına işe giriş bildirgesinin süresinde verildiği, ancak aynı işyerinden davacının çalışmalarının bildirilmediği, işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı, davacıya ait 10075476 sicil numarasının Kurumun 1979-1983 yılları arasındaki seriye ait sicil numaralarından olduğu, sonraki dönemlerde davalı işyerinde çalışması olduğu anlaşılan bordro tanığının, davacının çalışmasını doğruladığı, buna göre oluşan çelişkinin giderilmediği, eksik inceleme ile karar verildiği görülmüştür.
Uygulamada işe giriş bildirgeleri genelde, işyeri defter ve kayıtlarını tutmakla görevli kişiler tarafından hazırlanıp Kuruma verilmektedir. Bu kişiler de çoğu zaman ilgili belgeleri işyeri sahiplerine ve çalışanlarına imzalatmak yerine kendileri imzalayarak Kuruma vermektedirler. Bu nedenle çalışan kişi hakkında belgelerin hazırlanıp Kuruma verilmesi ve bu belgelerin Kurum tarafından kabul edilmesi, iptal yoluna gidilmemesi; bu belgelerin doğru olduğuna karine teşkil eder. Bu belgelerin gerçek olmadığı ancak eşdeğer yazılı belge ile ispat edilebilir.
O halde, Kurum kayıtlarının doğru olduğu kabul edilerek, buna göre işlem yapılması gerekmektedir.
Yapılacak iş, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordroları olmadığından, … … Kurumu, zabıta, …, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri, o da yoksa davacının çalışmasını bilebilecek olan davacının göstereceği tanıkların araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 11/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.