YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4905
KARAR NO : 2019/5601
KARAR TARİHİ : 21.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, duruşmalardan bağışık tutulma talebi olan sanığın yokluğunda verilen karara ilişkin gerekçeli karar tebliğinin güncel nüfus kaydına göre reşit olmayan oğlu Orhan Güler’e tebliğ edildiği, tebligat parçasında da “görünüş itibariyle reşit olduğuna” dair bir şerh de düşülmediği anlaşılmakla, usulsüz tebligat nedeniyle sanığın kararı öğrenme üzerine süresinde temyiz ettiği kabul edilerek, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığın bozma öncesi ve sonrasında alınan istikrarlı savunmalarında ve müşteki polis memurunun bozma ilamı öncesinde alınan beyanında, sanığın olay anında epilepsi rahatsızlığı geçirdiği beyanları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/17-467 E. ve 2018/576 K. sayılı ilamı uyarınca; epilepsi hastası olduğunu ve olay anında epilepsi nöbeti geçirdiğini ifade eden sanığın, epilepsi hastası olup olmadığının, epilepsi hastası olduğunun tespiti hâlinde atılı suçu nöbeti sırasında, nöbetten önceki veya sonraki zihin bulanıklığı içerisinde işleyip işlemediğinin belirlenmesinin özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu, bu hususun hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olmadığı, böyle bir değerlendirmenin ancak bilimsel verilere dayanan ve istikrar kazanmış adli tıp uygulamaları doğrultusunda yapılacak muayene sonucu düzenlenecek rapora göre yapılabileceği göz önüne alındığında, suç tarihi itibariyle sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı, buna bağlı olarak da hakkında TCK’nın 32. maddesinin birinci veya ikinci fıkralarının uygulanmasının gerekip gerekmediği hususunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.