Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/2479 E. 2019/7679 K. 03.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2479
KARAR NO : 2019/7679
KARAR TARİHİ : 03.04.2019

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ …. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : … 28. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, manevi tazminat talebi ile dava açmıştır.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı taraflar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK’nun 353/1-b.1 maddeleri uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, HMK ‘nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca … 28. İş Mahkemesi’nin 29/12/2016 tarih ve 2016/274 Esas, 2016/655 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 03/12/2012-05/06/2014 tarihleri arasında davalı Şirket avukatı olarak çalıştığını, davalı şirketin hisselerinin tamamının … A.Ş. tarafından satın alınması sonrası davalı şirket tarafından kötüniyetli ve planlı olarak hukuk bölümünün kapatılmaya çalışıldığını ve davacıya karşı haksız uygulamalar yapıldığını, görev tanımında bulunmamasına rağmen … adresinde çalışmaya zorlandığını, davalı Şirkette direkt CEO’ya bağlı olduğu halde … San. A.Ş. Şirket avukatına bağlı hale getirilmeye çalışıldığını, davacıya işten ayrılması için baskı yapıldığını, yine hukuk bölümünün kapatılması yönünde yönetim kararı alındığını, davacının yöneticilerle görüşüp bir çözüm bulunmasını talep ettiğini, olumlu cevap alamaması üzerine yurt dışındaki yöneticilere e-mail yoluyla durumu bildirdiğini, bunun üzerine işten çıkış işlemlerinin yapılacağına dair şirket yöneticisi tarafından kendisine mesaj çekildiğini, davacı işyerine gittiğinde de aracının güvenlikçe durdurulduğunu ve iş akdinin sona erdirildiğinin söylendiğini, davacının güvenlik kabininde uzun süre bekletildiğini, iş arkadaşlarıyla dahi ancak telefonla görüşebildiğini ve vedalaşmasına izin verilmediğini, bu nedenlerle mesleki onuru, haysiyeti ayaklar altına alındığını, yaşananlar nedeniyle elem ve acı duyduğunu belirterek; kişilik haklarına saldırı sonucu oluşan mağduriyetinin giderilmesi için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, müvekkili Şirket tarafından alınan işletmesel karar neticesinde hukuk bölümünün kapatılarak hukuk işlerinin satın alan … şirketine devredildiğini, davacıya da … hukuk departmanında çalışması için sözlü olarak teklifte bulunulduğunu, ancak bu teklifi kabul etmediğini ve anılan şirketin hukuk departmanında çalışmak istemediğini, müvekkili şirket bünyesinde de davacının görevine ihtiyaç kalmaması sebebiyle iş akdinin feshedildiğini, fesih işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, yine baskı ve kişilik haklarına saldırı iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, “… şirketin avukatı olan davacının işyerinde tüm çalışanların işe başlama saatlerinde içeriye alınmayarak güvenlik bölümünde bekletilmesi suretiyle işyerinde bulunan özel eşyalarının ve şirkete ait eşyaların tesliminin dahi burada gerçekleştirilmesi suretiyle meydana gelen olayda davacının onuru ve insanların gözündeki itibarı zedelenmek suretiyle kişilik haklarına saldırı olduğu,” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, taraflar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda; yerel mahkemece taleplerinden daha az manevi tazminata taktir edilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin yaklaşık 400 çalışanı olan … faaliyet gösteren büyük çaplı sermaye şirketi olup müvekkili davacının ise şirket avukatı/hukuk müşaviri olduğunu, dolayısıyla manevi tazminat taleplerinin ne bir tarafın fakirleşmesine nede zenginleşmesine yol açmayacak ancak hiçbir şekilde kusur isnad edilmeyen ve saldırıya uğrayan müvekkilinin haklarını tatmin etmeye yetecek miktarda olması gerektiğini, bu sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak manevi tazminat taleplerinin tamamının hüküm altına alınmasını ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; yerel mahkemece müvekkili şirket tanıklarının beyanlarının haksız biçimde davacı lehine yorumlanarak lehe hüküm kurulmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketin hisselerini satın alan dünya çapında global bir şirket olan … şirketi departmanında devam edeceği düşünülmüş ise de davacının bunu kabul etmemesi nedeniyle işyeri ve işletme gereklerine bağlı olarak haklarıda ödenmek suretiyle iş akdinin geçerli nedenlerle feshedildiğini, fesih işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, yine davacının mesleki onur ve haysiyetine helal getirecek herhangi bir hareket sergilenmediği halde davacının zorlama yönünde iddialarla müvekkili şirket ile … şirketine açtığı haksız davalarla yargı organlarını meşgul etmeyi mesai haline getirmiş olduğunu, davacının mesleki onur şeref ve haysiyetinin ayaklar altına alındığı iddialarınında doğru olmadığını, tüm bunlara rağmen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, “… davalı şirketin dava dışı … şirketine devri safahatında kasıtlı ve sistematik olarak davacının kötü muameleye maruz bırakıldığı ispat edilememiş olmasına göre davacının mobbing iddialarının yerinde olmadığı ve yine 05/06/2014 tarihi itibariyle işyerine gelen davacının girişte güvenlik bölümünde bekletilerek fesih işlemlerinin burada neticelendirilmesinde yine özel eşyalarının ve şirkete ait eşyaların burada devir teslimlerinin sağlanmasının kişilik haklarına saldırı, şeref ve haysiyetine aykırılık teşkil eden küçük düşürücü mahiyette eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu eylemler etik olmamakla birlikte bunların kişilik haklarına saldırı, küçümseme, mesleki onur ve haysiyetine zarar verecek ağırlıkta eylemler olarak değerlendirilemeyeceği gibi fesih tarihinde düzenlenen tüm teslim tesellüm tutanaklarındada davacının imzası olup bunlarda herhangi bir ihtirazı kaydınında bulunmadığını, tüm bu sebeplerle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu kısmen kabulü ile davacı lehine bir miktar manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp davalı vekilinin istinaf itirazlarının ise yerinde olduğu anlaşılmıştır.” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan kabulü ile … 28. İş Mahkemesi’nin 29/12/2016 tarih ve 2016/274 Esas, 2016/655 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davacının davasının tamamen reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
Davacı işçinin manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Uyuşmazlığın normatif dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 58.maddesi (mülga BK 49.md.) olup, burada, “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” kuralına yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı 03.12.2012-05.06.2014 tarihleri arasında davalı Şirketin avukatı olarak çalışmış olup, buradaki iş ilişkisine tarafına yapılan iş teklifini kabul etmemesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle son verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının kasıtlı ve sistematik olarak kötü muameleye maruz bırakıldığı ispatlanamamış olmakla birlikte 05.06.2014 tarihinde işyerine gelen davacının içeri alınmayarak güvenlik bölümünde bekletildiği, şirkete ait eşyalarının yanında özel eşyalarının dahi burada devir ve tesliminin sağlandığı ve bu sürecin tüm şirket çalışanlarının işe başlama saatinde gerçekleştirildiği sabittir. Bu olgular hem İlk Derece Mahkemesi’nin hem de Bölge Adliye Mahkemesi’nin de kabulündedir.
Davacı şirketin avukatı olarak çalışmış, iş akdi de ahlak veya iyi niyet kurallarına uymayan bir hal nedeniyle de feshedilmemiştir. Buna karşın fesih süreci davacının onurunu ve insanların gözündeki itibarını küçük düşürücü şekilde gerçekleştirilmiş ve böylelikle kişilik hakları zedelenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu eylemlerin “etik olmamakla birlikte bunların kişilik haklarına saldırı, küçümseme, mesleki onur ve haysiyetine zarar verecek ağırlıkta eylemler olarak değerlendirilemeyeceği” şeklindeki yorumu, davacının görev ve unvanı, bu eylemlerin oluş yeri ve zamanı, fesih nedeni karşısında yerinde değildir. Davacının iş akdinin feshinde bu şekilde muameleye tabi tutulması makul oranda tazminata hükmedilmesini gerektirir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karar isabetli olmakla birlikte isitinaf başvurusunda aksi yöndeki değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.