Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/68 E. 2019/10742 K. 13.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/68
KARAR NO : 2019/10742
KARAR TARİHİ : 13.05.2019

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07.09.2014 ile 29.01.2016 tarihleri arasında transport operasyon elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli neden olmaksızın başka bir arkadaşıyla kavga ettiği ve bölümün huzurunu bozduğu gerekçesiyle feshedildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshinin İş Kanunu m. 25/II-d ve h’ye dayandırıldığını, fesih bildirimindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını iddia ederek davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 10.09.2014 ile 29,01.2016 tarihleri arasında transport bölümünde çalıştığını, iş sözleşmesinin İş Kanunun 25/2-d ve h bentleri gereğince haklı nedenle feshedildiğini, davacının 28.11.2015 tarihinde görev yerine kendisinde önceden bildirilmesine rağmen gitmediğini ve bu nedenle savunma talep edildiğini, sonrasında bu nedenle kınama cezası ile cezalandırdığını, davacının son dönemlerde görev yerine gitmemeyi alışkanlık haline getirdiğini, davacının 13.12.2015 tarihinde de görev yerine gitmediğini, yine davacının 26.01.2016 tarihinde de görev yerine gitmediğini, davacının ayrıca çalışma arkadaşları arasındaki çalışma barışını da agresif tavırları ile bozduğunu, aynı departmanda çalışan arkadaşını darp ettiğini, davacının bu tavırlarına devam etmesi nedeniyle İş sözleşmesinin sona erdirilmek zorunda kalındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, “…Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin feshinde dayanılan haklı sebeplerden birinin 25/II-d gereğince davacının … ile arasında yaşadığı tartışma olduğu görülmektedir. Gerek davalı tanıklarından …’nin gerekse de meydana gelen tartışmanın karşı tarafı olan …’ın tanık anlatımları dikkate alındığında, söz konusu olayın 06/2015 döneminde gerçekleştiği sabittir. Bu nedenle davalının iş sözleşmesinin feshinde İş Kanunu m. 26’da düzenlenen 6 günlük hak düşürücü süreye riayet etmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle davacının İş Kanunu m. 25/II-d gereğince iş sözleşmesinin feshi usul ve yasaya aykırıdır. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshinde dayanılan diğer bir bent ise tş Kanunu 25/II-h’dir. İşçinin bu bent gereğince iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi için görevlerinin hatırlatılmasına rağmen yapmaması ve yapmamakta ısrar edilmesi gerekmektedir. Ayrıca fesih hakkının MK md.2 dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılması gerektiği de açıktır. Somut olaya bakıldığında davacıdan istenen savunmalar ile ilgili olarak usule uygun bir şekilde uyarıldığı görülmemektedir. Her ne kadar davacıya 07/12/2015 tarihinde kınama cezası verildiği görülmekte ise de içerik açısından, bunun bir hatırlatma mahiyetinde olmadığı ve davacının görevini yapmamakta ısrar etmesi durumuna ilişkin olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer yandan davalı işverenin, davacının görevini başka birisine devretmesi nedeniyle zarara uğraması da söz konusu değildir. Öte yandan, davacının fesih bildiriminde davacının en son hangi davranışından dolayı İş Kanunu m. 25/II-h gereğince iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Dosya içeriğinde bakıldığında da davacının en son 17/12/2015 tarihinde savunma verdiği görülmektedir. İşbu savunma içeriğinde davacının en son eyleminin 13/12/2015 olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacının iş sözleşmesi, 29/01/2016 tarihinde feshedilmiştir. Bu durumda da iş sözleşmesinin feshinde İş Kanunu m. 26 gereğince 6 günlük hak düşürücü sürenin de geçirildiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Davacının savunmasından sonra 07.12.2015 tarihînde, dosyada yer almayan Personel Yönetmeliği Disiplin Cezalarını düzenleyen 20. Maddesi uyarınca kınama cezası verildiği bildirilmiştir. Yapılan yargılama, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve dosya kapsamından, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının feshe neden olan davranışının, İş Kanunu m. 25/II-h’de düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, fesih gerekçesi olarak belirtilen hususlarının açık ve somut deliller ile ispat edilemediği, somut olayın özünde, davacının yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi gibi bir davranışının varlığından bahsedilmesi mümkün olmadığı, işçinin önceki davranışlarına dayanılmak suretiyle söz konusu fesih sebebine dayanılarak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesinin de mümkün olmadığı, kaldı ki davalı işverenin davacının en son davranışının 13/12/2015 olmasına rağmen iş sözleşmesini 29/01/2016 tarihinde feshettiği ve bu halde de İş Kanunu m.26 gereğince hak düşürücü sürenin geçirildiği, aynı şekilde davacının iş sözleşmesinin feshinde diğer bir dayanak olarak gösterilen İş Kanunu m. 25/II-d bendi açısından da İş Kanunu m.26 gereğince hak düşürücü sürenin geçirildiği, bu durumda da davalı işverenin davacının İş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı hususunu ispatlayamadığı…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince,” Davacıya 07/12/2015 tarihinde ”28/11/2015 tarihinde otobüs kalkış noktası olan … otoparkına gitmemekten ve görevini …’a devretmek” ten dolayı kınama cezası verilmiştir. Bu ceza sonrası 17/12/2015 tarihinde davacıdan 13/12/2015 pazara günü … havalimanına gitmediği gerekçesi ile savunması istenmiş ve alınmıştır.11/01/2016 tarihinde davacı davalı işverenliğe dilekçe sunarak görev tanımında yer almayan ve iş şartlarını ağırlaştıracak … Havalimanı kalkış sorumluluğu ile ilgili tarafına bilgi verilmesini talep etmiştir.15/01/2016 tarihinde davalı şirket acentesi … davacı ile ilgili olarak sağlıklı yardım alamadıkları, sürekli tepki aldıklarından aramaya çekindiklerine dair şikayet maili göndermiştir.25/01/2016 tarihinde Davalı şirket transport müdürü … tarafından davacıya gönderilen mail ile ”26 ocak haftası SAW kalkışlarına seni görevli yazdık, gitmeyeceğini … arkadaşın iletti, talebini hemen yazılı olarak tarafımıza iletmeni rica ederim. ‘denilmek suretiyle açıklama istenmiştir. Davacı 25/01/2016 tarihli cevabi mail de ”Fazla çalışmayı kabul etmediğimi siz ve insan kaynakları müdürü …’a bildirmiştim, aynı konu nedeni ile isteğiniz üzerine 11/01/2016 tarihinde İnsan Kaynakları Müdürümüz …’a dilekçemi sunmuş bulunmaktayım. ‘şeklinde açıklamada bulunmuştur. Davacının iş akdinin feshine gerekçe yapılan davalı şirket işçisi … ile tartışma ve darp iddiasının Haziran 2015 tarihinde meydana geldiğinin tanık beyanları ile anlaşılması karşısında fesih tarihi olan 29/01/2016 tarihi itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu 26 maddesinde belirtilen 6 iş günlük hak düşümü süresi içinde haklı nedenle fesih yapılmadığı yine geçerli fesih için aranan makul süre içinde de feshin yapılmaması sebebiyle mesai arkadaşına fiziki darpta bulunmak iddiasının feshe konu edilemeyeceği ve haklı veya geçerli sebeple fesih şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla bu yönlere ilişkin davalı vekili istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda davacıdan sürekli olarak normal çalışma gün ve saatleri dışında ve hatta hafta tatilinde çalışmasının istenmesi usul ve yasaya uygun olmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu yönlere ilişkin davalı vekili istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
F) Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının 29/01/2016 tarihli yazılı fesih bildirimiyle “…Çalışmakta olduğunuz departman içinde başka bir arkadaşınıza fiziki darpta bulunduğunuz ve bölüm huzurunu bozduğunuz, bölümünüzün gerektirdiği havaalanı kalkış ve karşılama görevlerini, tarafınıza bildirildiği halde görevinizi yapmamakta ısrar ettiğiniz tespit edilmiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı iş sözleşmeniz, İş Kanunu m 25/II-d ve h bentlerine göre feshedilmiştir.” denilerek feshedilmiştir.
Dosyaya sunulan belgelerden fesih yazısında bahsedilen davacının başka bir işçiyle tartışması ve fiziki darpta bulunmasına ilişkin olayın 2015 yılı haziran ayında gerçekleştiği, bu olayla ilgili davacıya bir yaptırım uygulanmadığı, bu olaydan sonra fesih tarihine kadar davacıdan toplamda 2 kere savunma alındığı, 29/11/2015 tarihli e-posta yoluyla savunma istem yazısının, “Tarafınıza gönderilen … plakalı aracın GPRS kayıtlan ekli dosyadadır. Kontrollerimizde cumartesi sabahı otobüs kalkış noktamız … Otoparkındaki görevinize gitmediğiniz tespit edilmiştir. Konuyla ilgili savunmanızı rica eder, iyi çalışmalar dilerim” şeklinde olduğu görülmektedir.
Davacının 30/11/2015 tarihinde sunduğu savunmasında ise “29/11/2015 tarihinde kültür turfan otobüs kalkışı için sabah 05.30’da uyanıp ihtiyaçlarına gidermek için banyoya girdim. 10 dakika sonra kendimi iyi hissetmediğim için departman arkadaşım … ile iletişime geçip problemimi anlatıp Atatürk Havaalanına gitmeden önce Merter’e uğrayıp stickerları yapıştırıp, Türsab’larını vermesini ilettim. .. yoğun ve uzun çalışma saatlerimiz nedeniyle yaşadığım sağlık problemi sonucu görev yerime gidemedim. Sabah mesai (09.00) başlangıcı ile şirketteki görev yerime geldim. Yaşadığım problem sabah çok erken saatte gerçekleştiği için departman müdürümüz ile iletişime geçememiş, mesai başlangıcı ile iletmeyi düşünürken cumartesi günü ofise gelmemesi sonucu yaşanılan problemi kendisine iletememiş bulunuyorum. Yapmakla yükümlü olduğum görevi departman arkadaşım … eksiksiz bir şeklide yapıp, işi aksatmadan problemsiz bir şekilde otobüslerin kalkmasını sağladığım bilgilerinize arz ederim.” şeklinde olduğu görülmektedir.
Davacıya 07/12/2015 tarihinde ”28/11/2015 tarihinde otobüs kalkış noktası olan … otoparkına gitmemek ve görevini …’a devretmek” şeklindeki eylemlerinden dolayı kınama cezası verilmiştir. Bu ceza sonrası dosyaya sunulan 13.12.2015 tarihli … tarafından gönderilen mailde davacının 13.12.2015 tarihinde …’de görevli olduğu halde gitmediği, akşam üstü kendisini arayarak alkollü olduğunu ve kalkışa gidemeyeceğini söylediğini, davacının sürekli bahaneler bularak görevine gitmeyip yerine arkadaşlarını yönlendirdiğini, davacının alkol bağımlısı olduğundan kalkışları riske soktuğunu bildirilerek iş akışını bozan davacının iş akdinin feshedilmesininin talep edildiği görülmüştür.
17/12/2015 tarihinde davacıdan 13/12/2015 pazar günü … havalimanına gitmediği gerekçesi ile savunması talep edilmiştir. Davacı 11/01/2016 tarihinde sunduğu savunmasında görev tanımında yer almayan ve iş şartlarını ağırlaştıracak … Havalimanı kalkış sorumluluğu ile ilgili tarafına bilgi verilmesini talep etmiştir.15/01/2016 tarihinde davalı şirket acentesi … davacı ile ilgili olarak sağlıklı yardım alamadıkları, sürekli tepki aldıklarından aramaya çekindiklerine dair şikayet maili göndermiştir.25/01/2016 tarihinde Davalı şirket transport müdürü … tarafından davacıya gönderilen mail ile ”26 ocak haftası SAW kalkışlarına seni görevli yazdık, gitmeyeceğini … arkadaşın iletti, talebini hemen yazılı olarak tarafımıza iletmeni rica ederim.” denilmek suretiyle açıklama istenmiştir. Davacı 25/01/2016 tarihli cevabi mail de ”Fazla çalışmayı kabul etmediğimi siz ve insan kaynakları müdürü …’a bildirmiştim, aynı konu nedeni ile isteğiniz üzerine 11/01/2016 tarihinde İnsan Kaynakları Müdürümüz …’ a dilekçemi sunmuş bulunmaktayım. ”şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Somut olayda bir turizm firması olan davalı şirkette transporter olarak çalışan ve tura çıkacak otobüslerin kalkışının sağlanması ya da dönen otobüslerin karşılanması gibi görevleri de olan davacıya 29/11/2015 tarihinde otobüs kalkış noktası olan …’taki görevine gitmediği ve görevini başka bir çalışana devrettiği belirtilerek savunması alındıktan sonra kınama cezası verilmiştir. Bu olaydan kısa bir süre sonra 13/12/2015 tarihinde davacının aynı eylemi tekrarladığı, aynı gün telefonla arayarak işe alkollü olduğundan gelemeyeceğini bildirdiğinin Baha isimli çalışan tarafından maille işverene bildirildiği, davacıdan alınan savunmada ise davacının fazla mesai yapmayı kabul etmediğini bildirdiği, davacının iş akdinin bu olaydan sonra 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/1-d ve 25/1-h maddeleri gereğince feshedildiği ancak feshin 6 iş günlük hak düşürücü içinde yapılmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden sabittir.
Davalı işverenin hak düşürücü süreye riayet etmemesi fesihte haklılığı ortadan kaldırmakla birlikte dairemiz uygulamasına göre feshin geçerliliğine etki etmeyeceğinden , haklı neden ağırlığında olmasa da davacının eylemleriyle işyerinde olumsuzluğa neden olduğu anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekmektedir.
Bu sebeple, İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davalı tarafça yapılan feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından DAVANIN REDDİNE,
3-)Alınması gereken 44,40 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-)Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı tebligat, müzekkere ve dosya masrafı olarak 138,40 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.