YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10071
KARAR NO : 2019/4092
KARAR TARİHİ : 18.04.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
A) Sanık hakkında ‘‘resmi belgede sahtecilik’’ suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
…… sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamada, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı artırıcı nedenin bulunmadığı, azaltıcı sebebin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
B) Sanık hakkında ‘‘resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan’’ suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.02.2018 tarihli 2015/11-256 Esas ve 2018/78 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, …… sayılı TCK’nin 206. maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, belirtilen maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için kişinin beyanda bulunması yeterli olmayıp bu beyan üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın katılan … adına düzenlenmiş kimliği kullandığı ihbarı alınması üzerine görevli memurların olay yerine intikal ettiği, sanığın kendini “…” olarak tanıttığı, ancak başından beri polis memurları tarafından sanığın gerçek kimliğinin bilindiği ve tutulan tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgileri ile düzenlendiği, katılan adına düzenlenmiş herhangi bir belge bulunmadığı gibi böyle bir belgenin düzenlenmesine başlanmamış olması karşısında; unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.