YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6042
KARAR NO : 2013/11496
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 31/08/1992 – 10/07/2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/01/1988-10/07/2007 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 31/08/1992-10/07/2007 tarihleri arasın 5350 gün süreyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına, 01/01/1988 tarihinde işe girdiğine dair bildirgenin davalı tarafından Kuruma verildiği, 01/01/1988-31/08/1992 tarihleri arası çalışmaların tamamının bildirildiği, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarının getirtildiği, kısmi bordro tanığının fiili çalışmayı doğruladığı, temyiz edilmeden kesinleşen alacak davasında davalının çalışmayı kabul ettiği ve 01/01/1988-10/07/2007 tarihleri arası dönemin alacaklarına hükmedildiği görülmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 31/08/1992-10/07/2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden çıkmaktadır.
Somut olayda, bordro tanığı olarak dinlenen şahıs her ne kadar fiili çalışmayı doğulamış ise de, bildirimleri kısmi olup, uyuşmazlık konusu dönemi kapsamamaktadır. Öte yandan temyiz edilmeden kesinleşen alacak davası, hizmet tespiti yönünden kesin delil olmayıp kuvvetli delil niteliğindedir. Dolayısıyla alacak davasında davalı işverenin, davacının çalışmasını kabul etmesi tek başına fiili çalışmayı kanıtlamaz, diğer delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Bu anlatımlar ışığında, çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle dosyada bulunan dönem bordrolarından uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, ayrıca gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenlerini veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.