YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8045
KARAR NO : 2013/6201
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanan aracın 09.07.2010 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını, bir bacağını kaybettiğini, sakat kaldığını belirterek geçici ve daimi iş göremezlik zararı için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacı vekili tarafından verilen 30.01.2012 günlü ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemi yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmış ve sonuçta 97.590,00 TL maddi tazminat istenmiştir.
Davalı … şirketi vekili ise, müvekkili şirket tarafından bu kaza nedeniyle davanın açılmasından önce davacıya ödenen tazminat ile davacının tüm zararının karşılandığını, zarar hesaplanırken bu hususun nazara alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “…davanın kabulü ile 98.590,00 TL tazminatın 07.09.2010 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine…” karar verilmiştir. Karar, davalı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 22.03.2012 tarihli kısa kararda “…davanın kabulü ile 97.590,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline…” şeklinde hüküm kurulmuş olmasına karşın, gerekçeli kararı içeren hüküm fıkrasında ise sadece “…davanın kabulü ile 98.590,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline…”şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus yukarıda açıklanan yasa maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden ve 10.4.1992 gün ve … Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması hükmün infazında tereddüt oluşturacağından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 2.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.