Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2016/11748 E. 2019/5018 K. 18.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11748
KARAR NO : 2019/5018
KARAR TARİHİ : 18.04.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacılar vekili, 27.08.2013 günü davalıların sürücü …’nin kullandığı trafik sigortasız motorsiklette yolcu olan davacıların eşi/babası ….’in meydana gelen kazada vefat ettiğini, davacı eşin ölenin desteğinden yoksun kaldığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı … şikreti yönünden dava diğer davalı yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı eş için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocukların her biri için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacı maddi tazminat talebinden feragat ettiğinden davalı … ve … aleyhine açılan maddi tazminat talebinin reddine, davalı …’e karşı açılan manevi tazminatın kısmen kabulü ile davacı … için 8.000,00 TL, davacı … için 5.000,00 TL ve davacı … için 5.000,00 TL manevi tazminatın 27/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacılar için takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-AAÜT’nin 3/2. maddesi gereği red sebebi aynı olan davalılar için tek avukatlık ücreti verilmesi gerekirken, red sebebi müşterek olan her bir davalı için maddi tazminat yönünden ayrı ayrı ve nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş; red sebebi ortak olan davalılar yararına maddi tazminat bakımından tek ve maktu vekalet ücreti hükmetmek olacaktır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 18.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.