YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1520
KARAR NO : 2019/3304
KARAR TARİHİ : 12.06.2019
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı İSU Genel Müdürlüğü aleyhine 13/11/2015 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/12/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından yapılan başvuru sonucunda istinaf incelemesinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dilekçesinin reddine dair verilen 21/02/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dilekçesinin reddine hükmedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı müdürlük nezdinde müvekkilinin memur olarak çalıştığı dönemde Belediye ve Mahalli İdare Çalışanları Birliği Sendikası (Bem-Bir-Sen) ile davalı arasında yapılan sözleşme gereğince müvekkiline sosyal denge yardımı ödenmesi gerektiği halde, davalı tarafından ödemenin yapılmadığı, konuya ilişkin idare mahkemesinde açılan davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, ödenmesi gereken sosyal denge yardımının tahsili için davalı idare aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu alacağın idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerektiği, itirazın iptali davasında icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesinin kabul edilemeyeceğini, idari yargı yerinde itirazın iptali davası şeklinde bir dava yolunun düzenlemediği de dikkate alındığında mahkemece de görevsizlik kararı verilemeyeceği, bu sebeplerle istem idari yargı yerinde dava konusu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından davacının isteminin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde davacının, davalı idareye davaya konu sosyal denge yardımına dair alacağın ödenmesi için başvuruda bulunduğu, idarenin bu talebi ret ettiği, davacının idarenin ret işlemine karşı Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin açtığı davada 2014/1127 esas 1264 sayılı karar ile “işlemin iptaline ve davacının hak ettiği sosyal denge yardımının idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanmak suretiyle ödenmesine yönelik hüküm tesis edildiği, davalının anılan karar uyarınca ödeme yapmaması nedeniyle davacı tarafından bu kere ilamsız icra takibine başvurulduğu anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesinin karar tarihinden sonra istinaf incelemesi safhasında, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı RG’de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 694 sayılı KHK’nin 8. maddesiyle 2004 Sayılı İİK’nun 42. maddesine “idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz” şeklinde fıkra eklenmiştir.
Aynı KHK’nın 9. maddesi ile 2004 Sayılı İİK’nuna eklenen geçici 13. maddesi 1. fıkrasına göre; “idari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir, Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez.”
İkinci fıkraya göre ; “birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır.” şeklinde geçiş hükümlerine yer verilmiştir. Şu halde; yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerin değerlendirilmesi gerektiğinden bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.