YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1259
KARAR NO : 2019/9589
KARAR TARİHİ : 30.05.2019
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; çekin ibraz edilmediğini ve ödeme emri tebliğinden önce borcun ödendiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece şikayetin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin de icra müdürlüğünce düşülmesine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2017 tarih ve 2017/1585 E. – 2017/1964 K. sayılı kararı ile, borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırımasına ve takip konusu çek ibraz edilmediğinden kambiyo takibi yapılamayacağı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile takibin şikayetçi borçlu yönünden iptaline, alacaklının istinaf başvurusunun ise esastan reddine hükmedildiği görülmüştür.
Takibe konu belgenin, kambiyo senedi niteliğini haiz olmaması, İİK’nun 170/a maddesi hükmü gereğince takibin iptali sebebi ise de, aynı maddenin son fıkrası uyarınca; her ne suretle olursa olsun borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise, icra mahkemesi yukarıda belirtilen sebebe dayanarak İİK’nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar veremez.
Somut olayda, borçlu 12.10.2016 tarihli şikayet dilekçesinde, her ne kadar takibe konu çek bankaya ibraz edilmemişse de, alacaklı … A.Ş.’ye 05.10.2016’da çek bedelinin ödendiğini belirtmiş olup, borçlunun bu beyanı, borcun kabulü anlamındadır. Bu durumda, İİK’nun 170/a-son maddesi hükmü uyarınca, aynı maddenin ikinci fıkrasının olayda uygulanması ve takibin bu nedenle iptali mümkün değildir.
O halde, ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibariyle isabetli olmakla, borçlunun başkaca istinaf nedeni bulunmadığı da nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2017 tarih ve 2017/1585 E. – 2017/1964 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.