YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1752
KARAR NO : 2019/2674
KARAR TARİHİ : 10.06.2019
Mahkemesi : … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve iptâli istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, davacının sözleşmenin feshine yönelik kademeli isteminin reddine dair verilen karar, davalı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def’i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınmasıdır.
Usul hukukuna ilişkin yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildirilecek olursak dava konusu … 3. Noterliği’nin 08.04.2003 tarihli 08344 yevmiye nolu daire karşılığı inşaat vaadi ve satış sözleşmesini vekil vasıtasıyla akdeden A.. K..’nın aynı sözleşmenin dayanağı olan vekâletnameye göre Şaban oğlu Ayşe’den olma 23.01.1952 doğumlu A.. K.. olduğu anlaşılmakta olup, dava açılan ve kendisine tebligat yapılan A.. K..’nın Fethi ve Şerife oğlu 01.02.1967 doğumlu olduğu ve dava konusu taşınmazla ilgisi bulunmadığı temyiz aşamasında ileri sürdüğüne göre, taraf sıfatı varlığının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılıp dikkate alınması gerektiğinden temyiz eden A.. K..’nın savunması araştırılıp, gerekirse sözleşme yapılan Şaban oğlu A.. K..’nın HMK 124. madde hükmüne göre davaya katılması sağlandıktan sonra davanın sonuçlandırılması gerekirken bu husus üzerinde
Okundu.
durulmadan davanın esasının incelenip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.