YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5203
KARAR NO : 2013/9939
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2012 tarih ve 2011/696-2012/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, …(Asliye Hukuk) Mahkemesi tarafından verilen 28.05.2009 tarih 316 O 465/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın ve dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak davalıya tebliğ edildiğine ilişkin belgelerin davacı tarafça ibraz edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilamdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın ve dava dilekçesinin, Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre davalıya tebliğ edildiğini gösterir evrakın dosyaya ibraz edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilamdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak dava dilekçesine ekli olarak sunulan tebliğ evrakı fotokopilerinden, tenfizi istenilen karara ilişkin dava dilekçesi ve eklerininin Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 09.04.2009 tarihinde davalı vekili Av. …’na tebliğ edildiği, kararın ise yine aynı yolla ve aynı vekile 06.08.2009 tarihinde tebliğ olunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu tebliğ evrakının sahteliğinin savunulmuş ve ispat edilmiş bulunmaması karşısında artık tenfizi istenen mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleştiğinin kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,50 TL temyiz başvuru harcının ve 24,30 TL başvuru ilam harcının davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.