Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4560 E. 2019/2640 K. 30.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4560
KARAR NO : 2019/2640
KARAR TARİHİ : 30.05.2019

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar ile davalılar … ve … Taah. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl ve birleşen dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalıların edimlerini yerine getirmedikleri iddiasıyla açılmış; asıl davada cezai şartın, elektrik borcunun ve emlak vergisinin tahsili, birleşen davada cezai şartın ve kira tazminatının tahsili istenmiş; mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, asıl ve birleşen dosya davacısı arsa sahipleri ile asıl ve birleşen dosya davalıları yüklenici … Taah. ve Tic. Ltd. Şti. ve … vekilince temyiz olunmuştur.Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında
da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi yani açık ve infazda tereddüt yaratmayacak nitelikte karar verilmesi gereklidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası/kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır.10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK’nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olaya gelince; mahkemece birleşen davaya yönelik gerekçede “…Bilirkişilerden alınan 06.02.2017 tarihli raporda 25.01.2015 ile 25.06.2015 tarihleri arasındaki dönem için her ay 20.000,00 TL, 25.07.2015 ile 08.12.2016 tarihleri arasında 17 aylık dönem için aylık 30.000,00 TL üzerinden yapılan hesaplama sonucu bulunan toplam 630.000,00 TL’nin 345.000,00 TL’sinin davacı … alacağı, diğer 315.000,00 TL’sinin ise davacı …’in alacağı olduğu” belirtilmiş ise de; hüküm kısmında bilirkişi heyetinin 06.02.2017 günlü asıl raporunda inşaatın başlangıç süresinin 25.06.2010 olarak kabulü ile buna göre hesaplanan 690.000,00 TL’nin, 345.000,00 TL’sinin davacı arsa sahibi …, 345.000,00 TL’sinin ise davacı arsa sahibi …’in alacağı olarak davalılardan tahsiline karar verilmesi sonucu gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.
Mahkemece birleşen dava yönünden hüküm fıkrası ile gerekçesi arasında çelişki oluşturulacak şekilde karar verildiğinden, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş; bozma sebebine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre asıl ve birleşen dosya davacısı arsa sahipleri ile asıl ve birleşen dosya davalıları yüklenici … Taah. ve Tic. Ltd. Şti. ve …’in diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemsine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 37,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacılardan, 308,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalılar … ve … Taah. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar … ve … Taah. ve Tic. Ltd. Şti.’ye iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 30.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.