Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/3436 E. 2019/2686 K. 10.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3436
KARAR NO : 2019/2686
KARAR TARİHİ : 10.06.2019

Mahkemesi :…11. Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı-birleşen dosya davacıları vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı-birleşen dosya davalısı vekili, dava dilekçesi ile müvekkili ile davalılar arasında akdedilen sözleşme gereğince … ili, … ilçesi,…, Yenimahalle, … Caddesi, No:20 adresinde bulunan binada sözleşmede belirtilen işlerin belirlenen birim fiyatlar ölçü alınarak belirlenecek bedel karşılığı davacı tarafından ifa edileceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından işin eksiksiz yerine getirilmesine rağmen davalılar tarafından iş bedeli alacağının ödenmediğini, ödemelerin tahsili için…22. İcra Müdürlüğü’nün 2013/22365 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, binada yapılan işlerin delil tespiti dosyası ile tespit edildiğini, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 22.614,00 TL sözleşme konusu iş bedeli, 3.948,00 TL malzeme ücreti, 265,27 TL sözleşme damga vergisi (530,54 TL’nin 1/2’si), 625,05 TL delil tespiti dosya masrafı olmak üzere toplam 27.452,32 TL’nin davalılardan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar-birleşen davacılar vekili, cevap dilekçesi ile, davacı ile davacının kardeşi dava dışı Selim Aydoğdu’nun birlikte faaliyet gösterdiği SOM yapının, müvekkillerinin taşınmazında kararlaştırılan işlerin yapımını üstlendiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, işin süresinde teslim edilmediğini, SOM İnş. antetli bir kağıda davacının kardeşi Selim Aydoğdu’ya ait banka hesap bilgileri yazıldığını ve aynı kağıtta 2.000,00 TL alındığının belirtildiğini, müvekkilinin muhtelif tarihlerde aynı banka hesabına 17.500,00 TL’yi açıklamalı
Okundu.
şekilde aktardığını, dava dışı Selim’e ödenen 19.500,00 TL’den başka davacıya 17.06.2013’de imza karşılığı avans olarak 7.000,00 TL ödendiğini belirterek asıl davanın reddini savunmuş, birleşen dava dilekçesi ile, sözleşme gereğince işin zamanında ve gereği gibi teslim edilmediğini, işin kötü ve eksik ifa edilmesinden ve gecikmeden kaynaklanan 4 aylık kira kaybı alacağı olan 21.500,00 TL, işi yarım bırakılması sebebiyle imzalanan ikinci sözleşmeden kaynaklanan 9.000,00 TL yüklenici ücretinin ve taşınmazda yapılan sair giderler için 1.710,00 TL olmak üzere toplam 32.210,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, birleşen davanın açılmamış sayılmasına, asıl davanın kabulü ile 27.453,12 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa 08.10.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine dair verilen karar, asıl dava yönünden davalı-birleşen dosya davacıları vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-birleşen dosya davacıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def’i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınmasıdır.
Usul hukukuna ilişkin yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildirilecek olursa; dosyada mevcut 05.06.2013 tarihli sözleşme davacı O.. A.. ile davalı… İnş. Tur. ve Taah. İşleri Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış olup, davalılardan Z.. K.. sözleşmede diğer davalı şirketin yetkili temsilcisi olarak yer almış ve şirketi temsilen sözleşmeye şirket kaşesi üzerine tek imza atmıştır. Bu durumda akdî ilişki davacı yüklenici O.. A.. ile davalı iş sahibi… İnş. Tur. ve Taah. İşleri Tic. Ltd. Şti. arasında kurulmuştur. Bu bakımdan yüklenici şirket yanında şirket temsilicisi Z.. K.. hakkında da alacak davası açılması isabetli olmamıştır. Husumet ehliyeti ile ilgili itiraz zamanı yasayla tayin ve tahdit edilmiş bir ilk itiraz veya mahkemece nazara alınması davalı tarafından ileri sürülmesine bağlı bir def’i niteliğinde de olmayıp, yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi ve mahkemece de resen nazara alınması zorunlu olmakla, davalı Z.. K..’nın davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından onun yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Okundu.
Davalı şirketin temyiz itirazlarına gelince, davalı şirketin cevap dilekçesinin 3. sayfasında “sübuti sebepler” başlıklı bölümünün 10. bendinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmıştır. Yemin delili 6100 sayılı HMK’nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Eser sözleşmelerinde, iş bedeli alacağının ödendiğini iş sahibi ispatla yükümlü olduğundan, davalı iş sahibi şirkete, davacı tarafça kabul edilmeyen ödemelerle ilgili olarak davacı yükleniciye yemin teklif etme hakkının varlığı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı-birleşen dosya davacıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden davalı-birleşen dosya davacıları yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı-birleşen dosya davacılarından alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-birleşen dosya davacılarına iadesine,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.