Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/15671 E. 2013/1174 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15671
KARAR NO : 2013/1174
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Davacı alacaklı tarafından … İcra müdürlüğünün 2004/9226 sayılı icra takip dosyasından 13.03.2009 tarihinde alınmış ve davalı borçlu …’ün aciz durumunu gösteren aciz belgesi temyiz aşamasında dosyaya ibraz edildiğinden, dava şartının gerçekleştiği düşünülerek işin esasına girilmesi, tarafların delillerinin toplanması ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra borcun tasarruf tarihinden sonra doğması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda kural olarak borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda icra takibinin dayanağını 01.04.2004 tanzim tarihli bononun oluşturduğu, iptali istenilen tasarrufun ise
07.01.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Böylece tasarrufun görünürdeki alacak tarihinden önce yapıldığı anlaşılmakta ise de bono bir ödeme vasıtası olup dayandığı hukuki ilişkinin ve borcun doğum tarihinin iptali istenilen tasarruf tarihinden önceye ait olması durumunda diğer koşulların bulunması halinde tasarruf iptale tabidir. Başka bir anlatımla alacağın bononun tanzim tarihinden önce doğmuş olması her zaman mümkündür. Nitekim ispat yükü kendisine düşen davacı taraf borçlu davalı ile bononun tanzim tarihinden önce aralarında kredi ilişkisi olduğunu bildirmiş, getirtilip incelene kredi sözleşmesinde davacı ile davalı borçlunun da aralarında bulunduğu kişilerle 25.03.2002 tarihinde Genel Finansman Sözleşmesi yapıldığı, borcun kaynağını oluşturan hukuki ilişkinin bu sözleşme olduğu, böylece kredi sözleşmesi tarihine göre borcun tasarruf tarihinden önce doğduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile tarafların delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.