YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18182
KARAR NO : 2019/4780
KARAR TARİHİ : 15.04.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan …. arasında 17/06/2012 tarihinde söz ve nişan merasimi yapıldığını, zamanla müvekkilinin şahsına gerekse ailesine yönelik olarak hakaret içerikli davranışlar sergilediğini, yaklaşık bir ay tekabül eden süreçten sonra davalı … ve ailesinin kendi iradeleri doğrultusunda haksız yere nişanı bozduğundan manevi tazminat davası açıldığını, davanın derdest olduğu dönemde davalı …’in kendi adına kayıtlı olan hissesini muvazaalı olarak 13/11/2012 tarihinde diğer davalı …’a sattığını, bu durumun açılan manevi tazminat davasının sonucundaki tazminat alacağına yönelik mal kaçırma kastına yönelik bulunduğunu devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, bu nedenle satış işleminin iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacı tarafın müvekkilden herhangi bir alacağının bulunmadığını, Beykoz Aile Mahkemesinin dosyasının derdest olduğu gerekçesi ile bu davanın açılamayacağını, alım-satım ilişkisinde bir muvazaanın bulunmadığını, müvekkilinin nakdi sıkışıklığı nedeniyle ve rayiç değeri ile diğer davalıya sattığını, bu satıştan sonra Aile Mahkemesinde dava açıldığını belirterek, açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, davalının, Beykoz Aile Mahkemesinin 2012/1144 Esas dosyası ile açılan manevi tazminat davasını muaccel hale getirmek kastı ile hissesini
muvazaalı satışı nedeniyle tasarrufun iptaline karar verilmesini istediğini, takip dosyasında 17/06/2015 kesinleşen…. Aile Mahkemesinin 2012/1144 Esas sayılı dosyasındaki davaya konu alacağın ödendiğini, tasarrufun iptaline karar verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TBK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
Somut olayda davacı alacağına yargılama sırasında kavuşmuştur. Esasen ileri sürülüşe göre alacağını tahsil edebilmek için eldeki davayı açmış ve dava konusuz kalmış olup mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı İ.B.K). Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Bu noktada, mahkemece; HMK’nun 331/1. maddesi uyarınca, konusuz kalan dava hakkında yargılamaya devam edilerek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğu tesbit edilmeli ve o tarafın yargılama giderlerine (bu bağlamda vekalet ücretine de) mahkum edilmesi gerekir. Taraf delilleri toplanarak haklılık ve haksızlık durumu tespit edildikten sonra karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 15/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.