YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/8771
KARAR NO : 2019/4477
KARAR TARİHİ : 03.04.2019
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi yerine TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmayarak, tebliğnamedeki (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 30/07/2013 tarihli raporunda katılanın 5. derece kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı belirtildikten sonra “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığının tespiti için olay tarihinden BİR (1) yıl sonra şahsın tüm tıbbî evrakıyla birlikte muayene edilmek üzere Pazartesi-Çarşamba-Cuma günlerinden birinde Adlî Tıp Kurumu 2. Adlî Tıp İhtisas Kuruluna gönderilmesinin uygun olacağı kanaatinin” belirtilmiş olması, yine Trakya Üniversitesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı tarafından düzenlenen 16/01/2014 tarihli raporunda ise “Hastada pseudoartroz olduğu saptandığından tedavisi halen devam etmektedir. Poliklinik takibinde olup,yeniden operasyonu planlanmakta olan hastanın, bu hali ile en az l(bir) yıl sonra tedavi bitiminde kalıcı sekeli olup – olmadığı değerlendirilecektir” denildiğinin görülmesi karşısında, katılanın yeniden muayenesinin yaptırılarak meydana gelen yaralanmasının işlev kaybı veya zaafı niteliğinde olup olmadığı konusunda kesin rapor aldırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 03/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.