YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1966
KARAR NO : 2019/3010
KARAR TARİHİ : 02.05.2019
…..
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; ortak gider alacaklarının tahsili için davalı aleyhine….. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı sonucu takibin durduğu, itirazın iptali, takibin devamı, davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatı istenilmiştir.
Mahkemece; davalının aidat borcunu ödememesi üzerine davacı tarafça icra takibinde bulunulduğu, davalının takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece ön inceleme duruşmasında davacıya yazılı delillerini bildirmesi için kesin süre verildiği, ancak verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin alacağının ispata yönelik yazılı delilleri sunmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,ortak gider alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerle, özellikle yönetim planının incelenmesinden ve dosyada mevcut davacı vekilinin 15.02.2019 tarihli beyan dilekçesinden;davaya konu sitenin birden fazla parsel üzerinde kurulu olduğu anlaşılmıştır. Ancak mahkemece öncelikle davaya konu sitenin kurulu olduğu parsellerin hangi parseller olduğu tereddüt yaratmayacak şekilde açık şekilde tespit edilmelidir.Kat Mülkiyeti Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin 5711 sayılı Kanunun 22. maddesi ile Kat Mülkiyeti Kanununun 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler uyarınca sitede henüz toplu yapı yönetimine geçilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenmelidir.
Hukuki uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu nedenle mahkemece, genel hükümlere göre asıl görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/05/2019 günü oy birliği ile karar verildi.