YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11006
KARAR NO : 2013/16673
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki oto satış sözleşmesi gereğince davalı satıcıya verilen senedin haksız olarak icra takibine konu yapıldığını, sözleşmeye konu aracın mülkiyetinin müvekkiline devredilmediğini, bu nedenle bu bonodan dolayı borcun olmadığını ileri sürerek icra takibine dayanak bonodan ve icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki araç satış sözleşmesinin alıcı-davacının araç bedelini ödeyememesi nedeniyle iptal edildiğini, ancak müvekkilince davacıya borç para verildiğinden takibe konu senedin iptal edilmediğini, haciz tutanaklarından anlaşılacağı üzere davacının borcu kabul edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, oto satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu, davalı aracın mülkiyetini davacıya devretmediği halde oto satış sözleşmesinin eki olan senedi haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine konu yaptığı gerekçeleri ile davanın kabulüne, icra takibine konu ….750.00 TL. bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 29.07.2011 tarihli harici araç satış sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye göre araç bedelinin takip ve dava konusu senetle ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu sözleşme altındaki matbu bononun doldurulmuş olduğu, davalı alacaklının bu bonoya dayalı olarak takip yaptığı dosya içeriği ile sabittir.
Satıma konu aracın satıcı davalıya geri döndüğünün anlaşılması üzerine davalı, polis huzurunda alınan ……..2011 tarihli beyanında; araç satış bedeli olarak alınan bu bononun dışında davacıya nakit borç para verdiğini, bu nedenle yeni bono düzenlemeyip, bu bononun elinde kaldığını savunmuştur. Bu durumda, söz konusu bononun satış sözleşmesi altından kesilen bono olduğunun tarafların kabulünde olduğu gözetildiğinde elden nakit para verildiğinin ispat külfeti davalıdadır.
Ne var ki, davacı borçlu ……..2011 tarihinde ihtiyati haciz sırasında “…tüm dosya borcunu kabul ediyorum, ancak şu an ödeme yapacak durumum yok” demiştir. Bu beyan, ihtiyati haciz baskısı altında verildiğinden borcu kabul anlamına gelmez. Fakat davalı alacaklı ……..2011 tarihinde takibe geçip, 25…..2011 tarihinde icrai hacze geçtiği sırada davacı borçlu “toplam dosya borcu olan ….668…. TL.nin tamamını 28…..2011 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum” demiştir. Bu kabul beyanı ispat külfetini davacı üzerinde bırakır. Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu yönler gözetilerek ispat külfetinin davacıda olduğu dikkate alınıp, inceleme yapılıp gerekçeleri de karar yerinde gösterilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30…..2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.