Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4285 E. 2013/2307 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4285
KARAR NO : 2013/2307
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.02.2013 Salı günü davacı ve davalılar …, …, … ve … tarafından gelen olmadı. Davalı … vekili Av. … ve davalı … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı … vekili, davalı borçlu … aleyhine … takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile davalılar …, … ve Burhan vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmaz satışlarının muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne … verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 388.maddesinin 3-5 bentleri (HMK’nın 297/1-c) hükümlerine göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özüne mahkemeyi sonuca götüren gerçeklerin ne olduğu hususlarını içermesi zorunludur. Yine Anayasanın 141/3 maddesi hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gereğini düzenlemektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, … aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nun 428. (HMK’nın 369.) maddesi uyarınca … incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanır. Diğer bir ifadeyle … denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Somut olayda Mahkeme hükmünde davalı … açısından açık bir gerekçe yazılmadığı gibi tüm satışlar için “ satış bedeli ile rayiç değerler arasında çok belirgin fark bulunduğu” gerekçesine yer verilmiştir. Davalı …’ın taşınmazı satın almak için kredi kullandığı ve Dairemizin yerleşik uygulamasına göre çekilen kredi miktarının taşınmazın satış bedeline eklenmesi gerektiği nazara alındığında bu davalı açısından mislini aşan bedel farkının oluştuğu da söylenemez. Hal böyle olunca yazılı gerekçe ile davalı … açısından davanın kabulüne … verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’na verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan diğer davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’na geri verilmesine 26.02.2013 tarihinde … düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile … verildi.