YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7481
KARAR NO : 2013/8711
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen …/02/2012 tarih ve 2011/217-2012/28 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/04/2013 günü hazır bulunan davacılar vekilleri Av. … ile Av. … ve davacı asil … ile davalılılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleriyle davalı gerçek kişilerin uzun süreden beri ticaret yaptıklarını, şirket ortaklığı ilişkisi bulunduğunu, 2002 yılında bir araya gelerek ortaklıklarını tasfiye etme kararı aldıklarını, tarihsiz protokol düzenlediklerini, davalı gerçek kişilerin dava dışı iki ayrı şirketteki hisselerini müvekkillerine veya gösterecekleri kişilere devir etmeyi, müvekkillerinin de hisseleri devir alınan dava dışı şirketlerden Ulu Yıldız A.Ş’ye ait taşınmazı davalılara intikal ettirmeyi taahhüt ettiklerini, davalıların taşınmazı satın aldıktan sonra, satış aşamasında müvekkillerinden …’ya danışmayı ve satış bedelinin …/…’nü müvekkillerine ödemeyi kararlaştırdıklarını, edimlerin yerine getirildiğini, ancak davalıların devir aldıkları taşınmazın satışını yapmadıklarını, çekilen ihtarnamenin de karşılıksız kaldığını, satışın yapılarak müvekkilleri alacağının ödenmediğini ileri sürerek, taşınmazın değerinin …/…’üne tekabül eden ….500.000 TL ile yoksun bırakılan kullanma hakkı karşılığı 50.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, protokolde müvekkili şirketin imzasının bulunmadığını, bu davalıya husumet düşmeyeceğini, dava şartının olmadığını, zira müvekkillerinin taşınmazı satmaları halinde davacıların alacak haklarının doğacağını, talep haklarının bulunmadığını savunmuş, daha sonra savunmasını tamamen ıslah ederek, dava konusu taşınmazın önceki maliki Uluyıldız A.Ş’nin ….04.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı şirkete satıldığını, satışın 02.05.2002 tarihinde gerçekleştiğini, satışın tarihsiz protokole değil, önceki malikinin yönetim kurulu kararı uyarınca yapıldığını, bu kararda müvekkillerinin taşınmazın maliki şirketteki hisselerini karşılıksız olarak davacı gerçek kişiler ile başkalarına devir etmeyi de kararlaştırdıklarını, tarihsiz protokole dayalı alacak hakkının olmadığını, davacıların kendilerine ait olmayan taşınmazları devir yetkilerinin bulunmadığı gibi müvekkilleri gerçek kişilere yapılan devir de olmadığını, davacıların müvekkili şirket aleyhine açtıkları tapu iptal ve tescil davasının da reddine karar verildiğini, taşınmazın gerçek malikinin satışı ile protokolün geçersiz hale geldiğini, istemin … yıllık zamanaşımına uğradığını, kaldı ki dava şartının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, istemin taraflar arasındaki protokole dayalı alacağın tahsiline yönelik olduğu, davalı tarafın geçerli şekilde ıslah dilekçesiyle zamanaşımı def’inde bulunduğu, protokolün ortaklığın tasfiyesine yönelik olduğu, tasfiyenin ….04.2002 tarihinde karara bağlandığı, bu protokolün … …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1326-2003/523 karar sayılı dosyasına da dayanak yapıldığı, şirket ortakları arasındaki davanın … yıllık zamanaşıımna tabi olduğu, alacak davası olarak kabul edilse bile, taşınmaz satışı için bir tarih kararlaştırılmadığı, taşınmazın satışı halinde …/… oranında satış bedelinin davacılara verilmesinin hüküm altına alındığı, satışın dava şartı olduğu, dava tarihi itibariyle bu şartın gerçekleşmediği, davacıların taşınmazı kullandıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
…-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, zamanaşımı def’inin ıslah yoluyla da ileri sürülmesinin mümkün bulunmasına göre, davacılar vekilinin zamanaşımı def’inin süresinde yapılmadığı yönündeki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
…-Dava, hisse devir protokolüne dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf, taraflar arasında düzenlenen protokol uyarınca edimlerini yerine getirdiklerini, davalıların ise bu protokol kapsamında devir aldıkları taşınmazı satarak kendi paylarına düşen bedeli ödemediklerini, ihtarname çektiklerini ve satışı yapmadıklarını ileri sürmüştür. Tarih içermeyen bu protokol davanın tarafları dışında başkalarının da imzasını içermekte olup, davalıların hissedar oldukları şirketlerdeki hisselerinin davacılara devri, hissesi devir edilen dava dışı şirkete ait taşınmazın davalı şirkete intikali, taşınmazları devir alanın taşınmazı satış aşamasında davacı …’ya danışması, satış bedelinden …/… payın davacılara verilmesi, bundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı gibi bir takım hak ve yükümlülükleri içerdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava hem zamanaşımı hem de esastan değerlendirme yapılarak yazılı gerekçelerle reddedilmiştir. Ancak, davanın hangi gerekçe ile reddi açıkça belli olmadığı gibi istemin hem zamanaşımı yönünden hem de esastan reddi usulen doğru değildir. Ayrıca, karar gerekçesi de kendi içinde çelişkili olup, değerlendirmeler de dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Zira, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklar arasında doğduğu, … yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen esastan yapılan değerlendirmede davacıların protokole konu taşınmazın bedeline ilişkin isteminin şarta bağlı olduğu ve bu şartın henüz gerçekleşmediği kabul edilmiştir. …, bir alacak için zamanaşımının başlayabilmesi için, muaccel olması gerekmektedir. Bir yandan alacak hakkının henüz doğmadığı kabul edilirken diğer yandan aynı alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü doğru görülmemiştir. Ayrıca, somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı mülga BK’nın 154. maddesinde şartın tahakkukuna iki taraftan birinin iyiniyet kurallarına aykırı bir hareketle mani olması halinde, o şartın tahakkuk etmiş addolunacağı hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme de hiç irdelenmemiştir.
Bu durum karşısında, davanın hem zamanaşımı hem de esas itibariyle inceleme yapılarak reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
…-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin zamanaşımı def’inin süresinde yapılmadığı yönündeki temyiz itirazlarının reddine, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.