Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10598 E. 2019/4987 K. 14.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10598
KARAR NO : 2019/4987
KARAR TARİHİ : 14.05.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (Üçüncü Kişi) :
DAVALI (Alacaklı) : …
(Borçlu) : …
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 321/1. maddesi “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.” hükmünü içerir. Yine HMK’nin 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır.
Somut olayda; 08.10.2015 tarihli oturumda, duruşmanın 12.11.2015 günü, saat 11.00’a bırakılmasına karar verilmiştir. Ancak 12.11.2015 tarihli duruşmanın 11.00 olan duruşma saatinden önce yapıldığı, davacı vekilinin aynı tarihte duruşma saati 11.00 iken, 10.45’ de duruşma salonunda hazır bulunmasına rağmen, 10.30’ da görülerek yokluğunda karar verildiği ve verilen karardan rücu edilmesi talebi üzerine, hakimin “davacı vekili 10:45’de salonda hazır olmasına rağmen duruşma listesine göre saat 10:30’da duruşma yapılmış olup karar tefhim edildiğinden karardan dönülmesi mümkün olmadığına” karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve ilkeler ışığında duruşmanın daha önce belirlenen saatten önce yapılarak, karar verilmesi nedeniyle davacı vekilinin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edildiğinden, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.