Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/4004 E. 2013/11555 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4004
KARAR NO : 2013/11555
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisi iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi, davalılardan … İnş. Ve Mak. San. Tic. A.Ş. vekilince de, duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, 28.01.2011 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, tarafların sulhu nedeniyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı … için 10.000,00TL maddi,50.000,00TL manevi, davacılar … ,… ,… için ayrı ayrı 5.000,00’erTL maddi, 40.000,00’erTL manevi, davacılar … ve … için ise ayrı ayrı 20.000,00’erTL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, tarafların 05.12.2012 tarihli sulhname başlıklı sözleşme ile belirli miktarlardaki maddi ve manevi tazminatlarda uzlaştıkları,uzlaşılan tazminat miktarlarının 21.12.2012 tarihli karara konu edilen ve miktarları yukarıda yazılan miktarlar olduğu, karar oturumunda taraf vekillerinin sulh olunduğunu ve buna göre karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır.
6100 sayılı H.M.K’nın 313 ve devamı maddelerinde düzenlenen sulh müessesesinin taraflar arasındaki ihtilafı ve giderek de yargılamayı sonlandıran bir işlem olduğu hususu açıktır.Yine sulhun bir sözleşme olduğu ve tarafların üzerinde tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabileceği de izahtan varestedir.Tarafların sulh olması durumunda mahkeme, eğer taraflar sulhe göre karar verilmesine isterler ise,bu sulh sözleşmesine göre karar verecek,sulhe göre karar verilmesi taraflarca istenmez ise bu kez karar verilmesine yer olmadığına karar verecektir.
İşbu davadaki hukuki sorun taraflarca sulh sözleşmesinde kararlaştırılmayan faiz hususunun mahkemece hüküm altına alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, tarafların sulh oldukları ve sulh sözleşmesinde faiz hususunun kararlaştırılmadığı konularında tartışma yoktur.Sulh bir sözleşme türü olduğuna göre kural olarak taraflar arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının var olduğu kabul edilmelidir.Taraflarca yargılama sırasında sözleşmenin sıhhatini etkileyen irade bozukluğu ve aşırı yararlanma hali gibi hususlar ileri sürülmediğine göre taraf iradelerinin ortaya döküldüğü sözleşmeye(sulh’e)göre karar verilmesi olması gerekendir.Zaten bu husus H.M.K’nın 315 .maddesinde de bu haliyle açıkca belirtilmiş olup özetle tarafların sulhe göre karar verilmesini istemesi durumunda mahkemenin sulh sözleşmesine göre karar vermesi gerektiği hükmü düzenlenmiştir.Hal böyle olunca mahkemece tarafların 05.12.2012 tarihli sulh sözleşmesinde faiz hususunda bir düzenleme bulunmaması durumu göz ardı edilerek hüküm altına alınan ve sulhe konu olan tazminatlara faiz kararlaştırılması doğru olmamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirketler vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 03.06.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.