YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28205
KARAR NO : 2019/11613
KARAR TARİHİ : 21.05.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davacı avukatının duruşma talebi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/05/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 08.02.2011 tarihinde davalı işyerinde fabrika müdürü olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin işverence 16.08.2012 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini ve hiçbir hak ve alacağının ödenmediğini, alacaklarının tahsili için Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün 2012/18490 Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı ile durdurulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkilinin ücretinin aylık net 17.000 TL olduğunu ve 08.02.2011 tarihli sözleşme gereğince ‘beş yıllık sözleşmenin bitim süresini beklemeksizin karşı tarafa 30.000 EURO tazminat ödemek şartı ile sözleşmenin süresinden önce feshedilebileceğinin” kararlaştırıldığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ve davacının işveren vekili olması nedeniyle tüm taleplerinin reddi gerektiğini, şirketi zarara uğrattığını ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri süresinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava itirazın iptali davası olup, davaya esas icra takibindeki ödeme emrinde birden fazla alacak kalemi ve işlemiş faiz üzerinden ayrı ayrı miktarlar belirtilerek takipte bulunulmuş ve davalının itirazı üzerine takip durmuş ve iş bu dava açılmıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak takibin hangi alacak kaleminde, kaç TL üzerinden devam edileceği açıklanmadan toplam bir rakam belirtilmiştir.
HMK’nun 297/2. maddesi uyarınca hüküm infaza esas alınabilecek nitelikte her türlü tereddüt ve şüpheden uzak kurulmalıdır.
Mahkemece, takibin hangi alacak kaleminde kaç TL üzerinden devam edeceği açıklanmadan hüküm kurulması hatalıdır.
Ayrıca, hüküm kurulurken miktarların net mi brüt mü oldukları da açıkça gösterilmelidir.
3- Davacı; iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, eldeki davaya esas icra takibinde cezai şart talebinde bulunmuştur.
Mahkemece; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olarak imzalanmasına karşın, fabrika müdürü olarak istihdam edilen davacının yaptığı işin niteliği itibari ile belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmasını gerektirir objektif nedenlerin bulunmadığı, sözleşmenin baştan itibaren belirsiz süreli sayılması gerektiği, dolayısı ile sözleşmenin süresinden önce feshine bağlı cezai şartın kabul edilemeyeceği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Taraflarca imzalı 08.02.2011 tarihli iş sözleşmesi 5 yıl süreli olup, sözleşmenin bitim süresi beklenmeksizin ve haklı bir neden olmaksızın taraflardan birinin sözleşmeyi feshi halinde diğer tarafa 30.000 EURO tazminat ödemesi kararlaştırılmıştır.
Sözleşmede öngörülen cezai şart iki taraflı olup, davacının iş akdinin 16.08.2012 tarihinde davalı işverence sona erdirildiği ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece, yukarıdaki gerekçelerle davacı işçinin cezai şart talebi reddedilmiş ise de, belirli süreli olarak yapılmış ancak objektif şartları taşımadığı için belirsiz kabul edilen iş sözleşmelerinde kararlaştırılan “süreden önce haksız feshe bağlı cezai şart” hükmü geçerlidir. Nitekim, 2017/10 Esas sayılı içtihatların birleştirilmesi talebi üzerine İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunca da bu yönde karar verilmiş olup, cezai şart talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalıdır.
Bozma sonrası verilecek kararda cezai şart alacağına hükmedilirken, Borçlar Kanunu’nun 182/son maddesi de değerlendirilmelidir.
4- Davacı son aylık ücretinin net 17.000 TL olduğu iddia etmiş, davalı ise, davacının ücretine ilişkin herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
08.02.2011 tarihli iş sözleşmesinde davacının ücreti 14.000 TL net x 13 olarak belirtilmiş ve aynı sözleşmedeki genel hükümler (h) maddesi gereğince davacının ücretinin her yıl 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere ocak ayı enflasyon oranının altında kalmamak kaydı ile enflasyon oranının +3 puan üzerinde olacak şekilde arttılacağı ifade edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ücret miktarına dair seçenekli hesaplamalar yapılmış olup, mahkemece dava dilekçesindeki 15 günlük ücret alacağı talebinin 8.200 TL olması nedeni ile davacının son ücretinin 16.400 TL olduğu kabul edilen seçeneğe itibar edilerek, alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Her şeyden önce, dava dilekçesinde açıkça davacının ücret miktarının 17.000 TL olduğu iddia edilmiştir. 15 günlük ücret alacağı da 8.200 TL olarak talep edilmiş ise de, bu alacak kaleminde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talepte bulunulduğu saptanmıştır.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer alan ve yukarıda belirtilen ücret zammına ilikin düzenleme ile tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının son aylık ücretinin net 17.000 TL olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya, davacı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.