Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/10216 E. 2019/10169 K. 07.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10216
KARAR NO : 2019/10169
KARAR TARİHİ : 07.05.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin davalı iş veren tarafından işyerinin kapanması nedeniyle bildirimsiz olarak sona erdirildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ,fazla mesai ücreti,hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti’ne usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davayı takip etmemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları,toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davalı …’nün kendisine bağlı iş yerlerinin güvenlik ihtiyacı için özel güvenlik şirketlerinden ihale ile güvenlik hizmeti aldığı, en son ihaleyi davalıların oluşturduğu iş ortaklığı ile davalı …’nun hizmet alımları sözleşmesi imzaladığı, bu kapsamda davacının, davalı … Şubesine bağlı fındık depolarında güvenlik elamanı olarak çalıştığı, dosyadaki tüm kayıt ve belgelere göre davacının iş akdinin davalı …’nun Giresun şubesini kapatması nedeni ile sona erdirildiği, dolayısıyla davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatını gerektirir şekilde davalı iş veren tarafından sona erdirildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı,fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı hususunda ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu, bu hususun davacının imzasını taşıyan belge olmaması halinde her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunun anlaşıldığı bu kapsamda davacının fazla mesai yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazandığı, bu alacak kalemlerinin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı,davacı taraf hafta tatili ücreti alacağı bulunduğunu iddia etmiş ise de, tanık anlatımlarına ve 24/04/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının hafta tatilinde çalıştığına ilişkin her hangi bir belge kayıt ve tanık anlatımı olmadığı anlaşıldığından bu alacak kalemi yönünden davanın reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı … temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta dava kısmi olarak açılmış olup,davalı vekilinin ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı def’inin değerlendirilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.