YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23464
KARAR NO : 2019/3902
KARAR TARİHİ : 25.03.2019
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı emlakçı, davalı ile aralarında tellallık sözleşmesi imzalandığını, davalıya gösterilen taşınmazın davalının annesi tarafından satın alındığını, davalının sözleşmede yer alan kan ve sıhri hısımlar, anne baba kardeş ortak, ortağı olduğu şirketce satın alındığı takdirde, satın alınan taşınmazın gerçek değerinin % 3’ü nispetindeki tellaliye ücretini ödeyeceği taahhüdüne aykırı davranarak ödemesi gereken tellallık ücretini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlendiği anlaşılan belge ise “Emlak Yer Gösterme Belgesi” nin yazılı simsarlık sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği yine davacının Burganbank’tan taşınmaz satışına ilişkin yetki belgesi almadığı, satıcı ve alıcının biraraya getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesinde tanımı yapılan simsarlık sözleşmesinden kaynaklı alacak isteğine ilişkindir. Mahkemece, her ne kadar, taraflar arasında düzenlenen “Emlak Yer Gösterme Belgesi” nin yazılı simsarlık sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği yine davacının Burganbank’tan taşınmaz satışına ilişkin yetki belgesi almadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Taraflar arasında düzenlenen ve imzası davalı tarafça inkar edilmeyen 07.04.2015 tarihli sözleşme taşınmaz satımına yönelik tellallık sözleşmesi olup geçerlidir. Ayrıca, belirtmek gerekirki mal sahibinin davacı tellalı yetkilendirmemiş olması da sözleşme kapsamında bir önem arzetmez. Mahkemece sözleşmede belirtilen ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu şamamda yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.