Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7583 E. 2013/1694 K. 15.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7583
KARAR NO : 2013/1694
KARAR TARİHİ : 15.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı … Sigortaya … poliçesi ile sigortalı iki aracın çarpışması sonucu hasarlandığını, hasar bedelinin tahsili için sigortaya müracaat edildiği halde hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını belirterek 1.000 TL hasar bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birikte davalıdan tahsiline … verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacının aracın işleteni olup tazminat talebinin karşılanamayacağını, … ile temin edilen rizikonun işletenin sorumluluğu olduğunu, işleten tarafından ileri sürülen tazminat taleplerinin teminat kapsamına girmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre kazaya karışan her iki aracın davacı …’yeait olduğu, davacı yanın her iki araçta işleten konumunda olup zorunlu trafik sigortasının teminatı kapsamında üçüncü kişilerde oluşacak zararlarının teminat altına alındığı, somut olayda üçüncü bir kişide oluşacak bir kazaya karışılması ve üçüncü kişide oluşacak bir zararın meydana gelmesi koşullarının bulunmadığı, hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine … verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, araç hasarı ile ilgili tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya ait araç ile davalı … şirketine sigortalı aracın çarpışması sonucu araçta hasar meydana gelmiştir. Her iki aracın işleteni (maliki) aynı kişi olduğundan, BK.nin 116/1. (TBK 135/1) maddesindeki alacaklılık ve borçluluk sıfatı işleten … Genel Müdürlüğünde …’nin 85/1.maddeleri uyarınca, işleten olarak kendi sorumluluğunu üstlenen davalı tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Zira, … üçüncü kişilerin zararlarını karşılamakla yükümlü olup, işleten aynı zamanda üçüncü kişi olamaz. (Y.H.G.K 15.4.2011 gün 2011/17-13 2011/191 K)
Yukarıda yapılan açıklamalara, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 15.2.2013 gününde Üye … ile Üye …’ın karyı oyları ve oyçokluğuyla … verildi.

KARŞI OY

Davacı vekili, müvekkilinin malik ve işleteni olduğu araca davalının … sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu 7.557,77 TL hasar meydana geldiğini, davalının olayda tam kusurlu olduğunu belirterek şimdilik ödenen miktarından 1.000,00 TL.nin hasar tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini talep etmiş,
Davalı … vekili, her iki aracın işleteninin-malikinin … olduğunu, bu nedenle alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini belirterek davanın reddini savunmuş,
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davanın reddine … verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda … onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyoruz.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeline ilişkin tazminat davasıdır.
Bir borç bakımından alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi borcu sona erdiren sebep olarak BK 116.maddesinde düzenlenmiştir.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesinde “alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borcun sakıt olacağı, (f/1). Bu içtimaın zevaliyle borç avdet edeceği, (f/2) Gayrimenkul rehni ile kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler baki olduğu (f/3)”,
2918 sayılı …’nin 85/1 maddesinde “bir motorlu aracın işletilmesi ile bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı”, 85/son fıkra ile de “işleten ve araç işletecisi teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu” bulunduğu,
2918 sayılı …’nin 91/1.maddesinde “işletenlerin bu kanunun 85/1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu” olduğu,
2918 sayılı …’nin 92.maddesinde de …’nin teminat dışında kalan haller sayılarak, … Genel Şartları 1.maddesi ile yapılan düzenlemelerle ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin de teminat kapsamında olduğu öngörülmüştür.
Kısaca …’nin amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Ancak … Genel Şartları A.3.b. maddesinde de işleten tarafından ileri Sürülecek tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı kendisine ait … plakalı araç ile davalı … sigortasına sigortalı … plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş ve davacı zarar gören aracındaki hasar bedelini tahsil etmek üzere bu davayı açmıştır. Ancak her iki aracın da malik-işleteni … Genel Müdürlüğü’dür.
Bir başka deyişle davacı malik-işleten zarar veren … plakalı aracını davalı …ye … poliçesi ile 3. Kişilere karşı vereceği zararı teminat altına almıştır.
Uyuşmazlık, aynı kişiye ait iki aracın karıştığı trafik kazasında, davacının işleten- malik sıfatıyla zarar gören durumunda iken, zarar veren aracın yine kendi işleten- maliki olması halinde … sigortası bulunduğu halde, meydana gelen olayda alacak ve borçluluk sıfatının birleşip birleşmediği ile birleşti ise borcun sona erip ermediği konusunda toplanmaktadır.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesi alacaklı ve borçlu sıfatının aynı mal varlığı kesimi içinde, aynı kişide birleşmesinin yarattığı “borcun sona ermesi” sonucu artık ifadan beklenen amaca ulaşılmasının imkansız oluşu olgusuna dayalıdır. Yani kişi kendisinin hem alacaklısı hemde borçlusu olamaz. Yasal düzenleme olmasaydı bile böyle bir ilişkinin doğal sonucu olarak borcun sona erdiği kabul edilebilirdi.
BK 116 maddesine göre birleşmenin var olabilmesi için bir “borcun” varlığı şarttır. Ayrıca borçlu ve alacaklı sıfatlarının aynı kişide toplanması gerekir. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide borcun doğumundan sonra gerçekleşen bir birleştirici olay nedeniyle gerçekleşmesi gerekir. En önemlisi birleşmenin alacak hakkı ve edimsel yüküm yönünden aynı mal varlığı kesimi içerisinde bir araya gelmesi şarttır. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde birleşmenin sonucu olarak ancak borç sona erer.
Ayrıca yine somut olayda işleten-malik aynı olsada gerek zarar gören ve zarar veren araçlar farklıdır. Zarar gören işleten davacı, zarar veren aracın … sigortası ise Ak … AŞ’dir. Davacı ile zarar veren aracın işleteninin 3.kişilere karşı verdiği zararı … şözleşmesi ile teminat altına alan … şirketi farklı tüzel kişilikler olup, farklı kuruluş anasözleşmeleri, farklı bütçeleri ve ana sermayeleri vardır. Davalı … sigortası ise zorunlu sorumluluk sigortası türündeki poliçe ile kendisine yapılacak
… poliçe değerlerinin ödenmesi karşılığında davalı … ile üçüncü kişilere verilecek işletenin sorumlu bulunduğu zararları ödeme yükümlülüğü altına girmiştir. Artık davalı … işleten-malik ile yapılan sözleşme ile sorumluluk yüklenmiştir.
Bu nedenle yukarıda açıklanan BK 116 maddesindeki alacak ve borçlu sıfatının aynı kişide ve aynı mal varlığında birleşmesinin gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği için birleşmenin şartlarının oluştuğu söylenemez. Kaldı ki, alacaklı ve borçlu sıfatları somut olayda AKSİ Genel Müdürlüğü biçimsel olarak birleşse bile, birleşme … sözleşmeleri nedenleri ile aynı mal varlığında gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir. Bu tür olaylarda birleşmenin varlığını düşünmek, işletenin sorumluluğunu 3.kişilere karşı üstlenen …’nin mal varlığında haksız bir kazanç yaratılması sonucunu doğurur. Bu durumu hukuk korumaz.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayda, zarar gören davacı, davalı işletenin 3.kişilere verdiği zararı üstlenen … sigortasına karşı açtığı tazminat davasında, aynı işletenin farklı araçını sonuçları, kapsamları, amaçları farklı şirket olarak farklı poliçe ile sigortaladığından ve davalı ….nin ise ödenecek tazmintala ilgili içe rücuyu gerektiren koşullarla ilgili herhangi bir iddiası bulunmadığından, BK 116 maddesindeki birleşme koşullarının aynı kişi ve aynı mal varlığı üzerinde gerçekleşmediği anlaşılmakla yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyoruz.