YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10834
KARAR NO : 2019/12659
KARAR TARİHİ : 30.05.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2010 yılının 11. ayından, 01.11.2012 tarihine kadar, davalı şirkete ait işyerinde iş akdi ile kesintisiz olarak çalıştığını, söz konusu çalışma dönemi içerisinde davacının hep aynı işyerinde çalışmasına rağmen işverenlerinin farklı iş sahipleri olarak gösterildiğini ve farklı işyerlerine giriş-çıkışlarının yapıldığını, ancak söz konusu işveren şirketlerin akraba şirket niteliğinde ve birbirinin devamı olduğunu, en son maaşı 1.250,00 TL olan davacının davalı işveren tarafından hiçbir bildirimde bulunmadan işten çıkarıldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, öncelikle müvekkil şirketin merkezi …’da olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, her ne kadar dava dilekçesinde davacının müvekkil şirkette işe başlama tarihi 2010 yılının 11. ayı olarak belirtilmişse de bu beyanın gerçeği yansıtmadığını, davacının 23.11.2010 da … İnş. Tic. Ltd. Şti’de işe girdiğini, 24.02.2011 tarihinde bu işyerinden ayrıldığını, daha sonra 25.02.2011 de müvekkil şirkette işe başlayıp 14.10.2011 de işten çıkarıldığını, 15.10.2011 tarihinde müvekkil şirkette tekrar işe başlayan davacının bu kez 12.12.2011 tarihinde işten çıkarıldığını ve davacının son olarak 13.12.2011 tarihinde … A.Ş. Adi Ort. da işe başladığını ve davacının 31.10.2012 tarihinde istifa etmesi nedeniyle iş akdine son verildiğini, davacının müvekkili şirkette 1 tam yılı doldurmadığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının müvekkil şirket tarafından girdi-çıktıların yapıldığını iddia etse de buna dayanak bulamadığını, Yargıtay’a göre kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliğe haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesinin mümkün olamayacağını, bunun için şirketler arasında işyeri devri, hizmet akdi devri, asıl işveren-alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgusunun olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, davacı ile müvekkil şirket arasında 13.12.2011 tarihinde imzalanan belirli süreli iş akdi olduğunu, bu yüzden sürenin bitimiyle iş akdi kendiliğinden son bulacağından, yani işveren tarafından yapılmış herhangi bir fesih olmadığından davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, belirli süreli iş akitlerinde bildirim şartı olmadığından davacının ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, ayrıca davacı tarafından imzalanmış, “bundan başka ayrıca hafta tatili, genel tatil ve bayram günlerinde ödenmesi gereken ücretlerimle kanun ve iş akdim gereğince bana verilmesi gereken bilcümle alacaklarımı aldım” şeklinde ibraname olduğundan, davacının müvekkil nezdinde hiçbir alacağı kalmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 23.11.2010 ile 31.10.2012 tarihleri arasında davalı şirketin … Baraj inşaatı işinde şoför olarak çalıştığı, davalı tarafça çalışma iddia edilen sürenin sadece bir kısmında kendi işyerlerinde çalıştığı, davacının SGK kayıtlarında görüldüğü gibi başka işyerlerinde çalışmaları olduğu, davacının davalı şirkette çalıştığı süre bir yılın altında olduğundan kıdem tazminatını hak etmediği iddiaları davacının aynı grup şirketlerinde çalışmış olması ve davacının fiilen çalıştığı yerin bu süre içerisinde … baraj inşaatı işi olması, kayıtlarda görülen şirketlerden iş devri olduğu biran için kabul edilse dahi davalı şirketin işi devir alan işyeri olarak çalışılan süreye dair alacakların tamamından sorumlu olduğu, Mahkemedeki çok sayıdaki acele kamulaştırma ve kamulaştırma dosyaları vesilesi ile yoğun bir şekilde çalışma sahasına gidilen KKTC İçmesuyu Temin Projesi kapsamında yapılan … Barajındaki çalışmalar dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin idari kısmında muhasebe biriminde çalışan tanıkların davacının çalışmalarındaki mesai saatlerine ilişkin beyanları inandırıcı bulunmadığı, davacının alacaklarının tespitine ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunun hukuka ve somut olaya uygun denetime elverişli hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davacı tarafça rapor ile belirlenen miktarlar üzerinden harcın tamamlanmış olduğu, davacının asgari geçim indirimine ilişkin talebinin ıslah edilen davada ispatlanmadığından reddine karar verilmesinin uygun olacağı gerekçesi ile asgari geçim inirimi haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından; hükme esas bilirkişi raporunda davacının tüm çalışma dönemi için hesaplama yapılmış ise de her 2 davacı tanığının kendilerinin davalı nezdindeki çalışmaları nedeni ile bildikleri dönemler ile sınırlı olarak hesaplama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/05/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.