YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4171
KARAR NO : 2019/3468
KARAR TARİHİ : 20.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davada davacı … vekili Avukat … tarafından, asıl davada davalılar … ve diğerleri aleyhine 09/05/2008 gününde verilen dilekçe ile birleşen davada davalılar … ve … aleyhine 25/04/2017 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen 01/02/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar … ile … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosya içeriğinden; davanın 09/05/2008 tarihinde açıldığı, mahkemece gerekçeli karar başlığında dava tarihinin sehven 08/07/2015 olarak yazılmış olduğu anlaşılmakla birlikte, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar … ve … ‘ın tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Asıl ve bileşen davalar, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davalar davacısı, asıl dava davalısı … ve birleşen dava davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı İdare vekili, …Emniyet Müdürlüğünce işletilen Dambat Sosyal Tesislerinde … isimli kişinin banyoda yıkanırken şofbenden sızan gazdan zehirlenip ölmesi nedeniyle yakınlarına idarelerince ödemiş olan tazminatın tesis sorumluları olan davalılardan rücuen tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemizin 11/03/2015 gün, 2014/6396 esas, 2015/2944 karar sayılı bozma ilamına uyulduğu belirtilerek, asıl davanın kabulü ile; 4.454,29 TL’nin davalı …’den alınarak, davacıya verilmesine, 1.781,82 TL’nin davalı …’dan alınarak, davacıya verilmesine, 4.454,29 TL’nin davalı …’dan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulü ile 7.127,32 TL’nin davalılar … ve …’dan garameten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bozma ilamı öncesi verilen 21/11/2013 günlü ilk karar ile davanın kabulü ile; 18.560,74 TL’nin davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, 3.712,14 TL’nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, 7.424,30 TL’nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmuştur. Kararın davalı … tarafından temyizi üzerine Dairemizce, 11/03/2015 gün, 2014/6396 esas, 2015/2944 karar sayılı ilam ile; ölüm olayının şofbenin kurulumu sırasında tesiste sorumlu komiser yardımcısı olan davalı …’ün tayini çıktıktan sonra meydana geldiği, davalılar aleyhine açılan ceza davasının yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporuyla, mahkemece alınan 28/04/2005 havale tarihli rapor ve yine iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden alınan 20/11/2006 tarihli raporda tespit edilen kusur oranlarının çelişkili olduğu gerekçesiyle davalı …’ün sosyal tesisteki görevi, şofbenin kurulumu, bakımı ve denetimi ve tayin olup ayrılmasından sonra ölüm olayının meydana gelmiş bulunması değerlendirilerek, meydana gelen ölüm olayında kusuru bulunup bulunmadığı yönünde çelişkiyi giderici, denetime elverişli rapor alınmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi ve tazminat miktarı belirlenirken TBK 51 (BK’nın 43.) maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmaması hususunun değerlendirilmemiş olması hususlarından, kararın yalnızca davalılardan … yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 01/02/2018 tarihli ikinci karar ile daha önce temyize gelmeyen ve bozma kararının kapsamı dışında kalmakla haklarındaki karar kesinleşen davalılar … ve … karar başlığında gösterilerek, haklarında yeniden bilirkişi raporuyla belirlenen oranlar esas alınarak sorumlu oldukları tazminat miktarı belirlenmiş ve ayrıca bu miktarlardan alacağın %40’ı oranında hakkaniyet indirimi de yapılarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda bu davalılar bakımından daha önce verilen kısmen kabul kararları kesinleştiğinden haklarında, “yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalılar … ve …’ın tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine 20/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.