YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7685
KARAR NO : 2013/10480
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2008/68-2010/235 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/05/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı karşı davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türk Sanat Musikisinin en önemli sanatçılarından birisi olduğunu, müvekkilinin daha önceden kasetlere okuduğu şarkların davalı tarafından izinsiz olarak CD ortamına kaydedilerek piyasaya sürüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin bağlantılı mali haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, davalının eyleminin mali haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile 150.000,00 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu eserlerin taraflar arasında 1986 yılında yapılan sözleşme gereği kasete okunduğunu, bu eserler üzerinde mali hakların müvekkiline ait olduğunu, gelişen teknoloji ile kasette yer alan eserlerin CD ortamına kaydedilerek piyasaya sürülmesinde bir ihlal oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen dava da ise, davacının katıldığı bir TV programında müvekkili hakkında yanıltıcı ve yanlış beyanlarda bulunarak müvekkilinin ticari itibarını zarara uğrattığını ileri sürerek, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının seçtiği ve okuduğu 15 müzik eserinin kaset ve bant halinde çoğaltılma ve satılma hakkının davalıya devredilmiş olduğu, bant ve kasetlere kaydedilen eserlerin CD ortamında çoğaltılarak satılması yetkisinin davalıya verilmediği, bu
nedenle davalının anılan eserleri CD ortamına kaydederek çoğaltıp satmasının davacının telif hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle, davacının “Sevgisiz Yaşayamam” isimli icrasının davalı tarafından izinsiz olarak CD’de kullanmasının davacının telif haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, FSEK’in 68. maddesi gereğince 4.752,00 TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Davacı, gerçek kişi firma ile 1986 yılında yaptığı sözleşme ile okumuş olduğu eserlerin sadece kaset, plak ve bant olarak mekanik çoğaltılmasına izin vermiş olup, compact disk (CD) ile ilgili sözleşme mevcut değildir. Şahıs işletmesinin devamı ve BK’nın 179. maddesi hükmü gereği külli halefi olan davalı şirketin davacının okumuş olduğu eserleri CD ortamında çoğaltma ve yayma hakkı yoktur. Mahkeme gerekçesinde, davacı ile 1986 yılında yapılan sözleşmenin tarafının Yavuz Asöcal olduğu, bu kişinin davalı şirketin ortağı olmasına rağmen şirketin ortaklardan bağımsız tüzel kişiliğe sahip olduğu, anılan sözleşmede davalı şirketin taraf olmadığını, bu nedenle eylemin şirket tüzel kişiliğinin ortaklardan bağımsız olduğundan davalı şirketin sözleşmede taraf olmadığı, bu nedenle şahıs firmasının haklarına dayanmasının uygun olmadığı gerekçesine itibar edilemez ise de, açıklandığı üzere davacının zaten şahıs firması ile yaptığı sözleşmede CD’yi kapsar bir hüküm bulunmadığından davalının eylemi sözleşme yapılmadan izinsiz çoğaltmadır.
Bununla birlikte asıl ve birleşen davalar arasında irtibat bulunması nedeniyle birleştirme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi ve taraflar arasındaki ihtilafın hukuki olması nedeniyle alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu itibarla, benimsenen bu gerekçeye göre ve mahkeme kararında dayanılan diğer deliller nazara alınarak taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 306,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı birleşen davada davalı …’dan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 240,15 TL harcın temyiz eden asıl davada davalı birleşen davada davacıya iadesine, 21/05/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Mahkemece icracı sanatçı olan davacının 5846 sayılı kanundan doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi aynı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; kanunun 68.maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını’’ isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nun 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz olduğu ve hükmün davalı-karşı davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşü nedenlerle katılmıyorum.