Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13713 E. 2019/6571 K. 27.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13713
KARAR NO : 2019/6571
KARAR TARİHİ : 27.06.2019

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez davalı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı adına TOKİ ile yapılan sözleşme ve kooperatif üyeliği yoluyla edinilen taşınmazlar nedeniyle 10.000,00 TL katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, 24.07.2017 tarihli dilekçe ile talep ettikleri toplam alacağı 193.350,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, 193.350,00 TL katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Eşler, 24.04.1992 tarihinde evlenmiş, 03.05.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 27.10.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202). Tasfiyeye konu kooperatife eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerliği olduğu 19.06.2000 yılında üye olunmuş, üyelik 29.02.2012 tarihinde davalının babasına devredilmiş; tasfiye konusu 9 nolu bağımsız bölümün edinilmesi için ise TOKİ ile davalı arasında yine mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 10.09.1999 tarihinde sözleşme yapılmış, taşınmaz 01.03.2012 tarihinde davalının babasına devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
1. Davalı vekilinin tasfiye konusu kooperatif üyeliğine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerinin 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda, eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanması halinde ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakkı doğabilecektir.
Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı, bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.
Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 Sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek “değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı” miktarlarının tespitinde gözetilecektir.
Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (miras, ziynet, bağış vb.) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, gündelik, kar payı vb.) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece tasfiyeye konu kooperatif üyeliği için yapılan katılma alacağı hesaplamasında; yalnızca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemenin toplam ödeme içindeki oranından yola çıkılarak belirleme yapıldığı, taşınmaza ilişkin borç miktarının hesaplamada dikkate alınmadığı, ayrıca davalının babası tarafından çeşitli tarihlerde banka aracılığıyla davalıya para görderildiği dosya içerisindeki kayıtlardan anlaşıldığı halde, davalı tarafından kooperatif ödemelerinin babası tarafından gönderilen banka havaleleri ile yapıldığına ilişkin savunmasının yeterince araştırılmadığı, bu nedenle yapılan araştırma ve hesaplamanın yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş,iddia ve savunma çerçevesinde kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgelerin eksiksiz olarak dosyaya getirtilmesi, davalının babası tarafından banka havalesi ile kendisine hangi tarihte ne miktarda para gönderildiği, bu paraların hangi tarihte kim tarafından çekildiği, çekilen paranın kooperatife yapılan ödeme tarihleri ve ödeme miktarları ile uyumlu olup olmadığının araştırılarak davalının savunması üzerinde gerektiği gibi durulması, bundan sonra yukarıda belirtilen Daire ilke ve uygulamalarına göre davacının katılma alacağının belirlenmesi, gerekirse bu konuda konusunda uzman hesap bilirkişisinden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık ve gerekçeli rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmasından ibarettir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve hatalı hesaplama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2. Davalı vekilinin 9 numaralı bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad. 229) ve denkleştirmeden (TMK mad. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Tasfiyeye konu 9 numaralı bağımsız bölümün TOKİ ile davalı arasında 10.09.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile edinildiği,dosyada mevcut olan 10.09.1999 tarihli sözleşmenin birinci sayfasına göre 2.383.972.756 eTL peşinat ödendiği, taşınmaz bedelinin 15.893.151.706 eTL olduğu, taşınmazın 01.03.2012 tarihinde davalının babasına devredildiği anlaşılmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davacının katılma alacağı hesaplanırken, yalnızca TOKİ’ye eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı dönemde yapılan ödemelerin, toplam ödemeye oranından yola çıkılarak hesaplama yapıldığı, taşınmaz için ödenen peşinat ve kalan ödemelerin hesaplama dikkate alınmadığı, taşınmazın kalan borcuna ilişkin evrakların dosyaya getirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, TOKİ’ye yapılan ödemeler ve taşınmazın kalan borcuna ilişkin kayıtların bulunduğu yerlerden eksiksiz olarak temin edilerek, gerekirse bu konuda konusunda uzman hesap bilirkişisinden Dairenin ilke ve uygulamaları doğrultusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık ve gerekçeli rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı hesaplama ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda (1) ve (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.