Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3769 E. 2019/6925 K. 03.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3769
KARAR NO : 2019/6925
KARAR TARİHİ : 03.07.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 48 dekar taşınmazın, müvekkili tarafından …’den 20.12.1993 tarihinde satın alındığını, eklemeli zilyetlikle birlikte tescile ilişkin şartların oluştuğunu, daha önce aynı yer ile ilgili açılan davanın takip edilmediğinden bahisle açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek çekişmeli yerin vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, (ilk kararda) davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 22.04.1996 tarihli ve 1995/10991 Esas, 1996/4163 Karar sayılı ilamı ile (özetle) taşınmazın meradan sürülerek elde edildiği gerekçeleriyle bozulmuş,bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, (mütevaffa) davacı … mirasçıları … ve … tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlere dayalı olarak TMK’nin 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine göre açılan tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1999 yılında kadastro çalışmalarının başladığı, 02.03.2000 tarihinde tamamlandığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5. ve 27. maddeleri gereğince kadastro tespitinden önce genel mahkemelere açılan taşınmazların geometrik ve hukuki durumunu belirlemek görevi kadastro mahkemesine ait bulunmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/son maddesi hükmünde, bir taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenmesi ile Kadastro Mahkemesinin görevinin başlayacağı, 27. maddesi hükmünde de, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan veya henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği, dava dosyalarının re’sen kadastro mahkemesine devrolunacağı, 4732 sayılı davalı taşınmaz mal tutanaklarının kadastro mahkemesine devrine ilişkin yönetmelikte ise dosyaların kadastro mahkemelerine devir usulü açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 1999 yılında yapıldığı ve dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanakları düzenlendiği belirlendiğinden, 1994 yılında açılan tescil davasının kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğunun kabulü gereklidir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulur. Bu durumda Mahkemece, az yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri uyarınca; uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Davacı … mirasçıları … ve …’nun temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.