Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2019/1629 E. 2019/3441 K. 19.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1629
KARAR NO : 2019/3441
KARAR TARİHİ : 19.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 27/12/2013 gününde verilen dilekçe ile adli yardım talepli olarak maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; adli yardım talebinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vasisi vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, kasten öldürme nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının olay tarihinde müvekkilinin kardeşini tabanca ile ateş ederek öldürdüğünü, ceza yargılaması sonucunda davalının mahkumiyetine karar verildiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve uğranılan manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının ceza mahkemesince cezalandırılmasına karar verildiği, ancak olaya sebebiyet veren tarafın doğrudan doğruya davalı olmadığı, maktul ve yanındaki şahısların da olaya dahil olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayların oluş şekli, davacının ölene yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle manevi tazminat yönünden davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine 19/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.