YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12996
KARAR NO : 2012/21194
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 7.500 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; 31.05.1976 tarihli 572 yevmiye nolu … Noterliğinde düzenlenen gayrimenkul zilyetliğinin satışına ilişkin devir sözleşmesiyle davalıya ait taşınmazın davacılara satıldığını ve devredildiğini bu yerin davacıların kullanımda iken dava dışı kişiler tarafından 1992 yılında davacılar aleyhine açılan meni müdahale davaları sonunda davacıların elinden alındığını böylece davalının kendisine ait olmayan taşınmazın davacılara satıldığının anlaşıldığını, davacıların bundan dolayı 7.500 TL alacaklı oldukları ileri sürülerek bu bedelin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı def’inin süresinde olmadığı yönünde davacılar tarafından karşı konulmuş ise de; 23.06.2006 tarihli tensip zaptının 1.nolu kararı ile “Dava ile ilgili ibraz etmek istediğiniz belgeleri duruşma gününe kadar göndermeniz veya bir vekil ile temsil edilmediğiniz takdirde yargılamaya yokluğunuzda devam edileceği ve karar verileceği ihtar olunur.” Şeklinde davalı tarafa meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, bu tebligat ile davalıya cevaplarını, ilk itirazlarını, def’ilerini, duruşma gününe kadar yapabileceğine (bildirebileceğine) ilişkin sürede verilmiş olduğunu ve bu şekilde cevap dilekçesinin duruşma gününe kadarda uzatılmış olduğunu bu nedenle zamanaşımı def’inin süresi içerisinde olduğunu, dosya içerisindeki davacılar aleyhine dava dışı kişiler tarafından açılan … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/2 E.- 1993/5 K. sayılı ilamı ile 11.11.1993 tarihinde kesinleşen dava sonucunda taşınmazın bu kesinleşme tarihinde (11.11.1993) davacıların elinden çıktığını eldeki davanın ise 23.06.2006 tarihinde açıldığını BK 125’e göre 10 yıllık zamanaşımının da geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre zamanaşımı def’i esasa ilişkin bir def’i olup, kural olarak esas cevap süresi olan 10 günlük süre içerisinde ya da mahkemece cevap süre uzatımına karar verilmiş ise o süre içerisinde ileri sürebilir. Bu sürelerden sonra ileri sürülmüş ise karşı tarafça derhal zamanaşımı def’inin süresi içerisinde olmadığı yönünde (savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı hareket edildiği) karşı koyulmaz ise zamanaşımı def’i süresinde yapılmış gibi sonuç doğurur.Somut olayda; davalı tarafından mahkemeden cevap süresinin uzatılmasına ilişkin olarak bir talepte bulunulmamış, mahkemece de bu konuda davalı tarafa sürede verilmemiştir. Mahkeme gerekçesinde bahsi geçen meşruhatlı davetiye delil ibrazına ilişkin olup, cevap süresinin uzatılmasına ilişkin değildir. Davalı taraf zamanaşımı def’ini cevap dilekçesinin tebliğ tarihi olan 04.07.2006 gününden sonraki 24.07.2006 gününde ileri sürmüş olup, zamanaşımı def’i süresinde değildir. Ancak davacılar davalı tarafın bu def’isinden ilk olarak 07.09.2006 tarihinde verdikleri cevaba cevap (replik) layıhasıyla haberdar olmuşlardır. Ancak sonraki duruşma günü olan 21.12.2006’da verdikleri dilekçeleri ile karşı koymada bulunmuşlardır.
Davacılar, süresinde yapılmayan zamanaşımı def’ine karşı derhal karşı koymadıklarından zamanaşımı def’i süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur. Bu nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçelerle zamanaşımı nedeniyle verilen red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ve davalı tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 10.10.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.