Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/9543 E. 2012/21000 K. 09.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9543
KARAR NO : 2012/21000
KARAR TARİHİ : 09.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 4,000 TL asıl alacağın, 26,630 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili amacıyla itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı(k.davacı) vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı-k.davalı Vek.Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı-k.davalı vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 09/10/2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 15/11/1998 tarihli satış sözleşmesi ile davalıdan daire satın almak için davalıya 4.000 TL ödediğini, davalının aynı daireyi birden fazla kişiye sattığını, taşınmazın davacı adına tapuda devir imkanı kalmadığını, taşınmazın dava dışı …’dan 50.000 TL ödemek suretiyle 05/11/2008’de satın aldığını belirterek davalıya ödenen 4.000 TL asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren 26.630 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili cevabında, dava konusu taşınmazın 15/07/1998 tarihli sözleşme ile davalıya sattığını, tapu malikinin dava dışı Hatice Türkmen olduğunu, sözleşme gereğince daireyi tamamlayıp, davacıya teslim ettiğini, davacının 1999 yılı Ağustos ayından itibaren taşınmazda oturduğunu belirterek, BK.’nun 125.maddesi gereğince 15/07/1998 sözleşme tarihinden, 10/09/2008 icra takip tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca karşı dava dilekçesi ile davacının taşınmazı kullanması nedeniyle 10,000 TL ecrimisilin davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; asıl dava yönünden 4.000 TL asıl alacağın takip tarihine kadar işlemiş 20.177 TL faizi ile birlikte itirazın iptaline, karşı davanın ise ispatlanamadığından ve yerinde görülmediğinden bahisle reddine karar verilmiş, hükmü davalı (k.davacı) vekili temyiz etmiştir.Dosyada bulunan 15/11/1998 tarihli satım sözleşmesinin (fotokopisinin) incelenmesinde, …, ….sokak, no:1’de 2.katdaki dairenin davalı (yüklenici komisyoncu) tarafından, davacı (alıcı)’ya 4,500 TL’ye satıldığı, taşınmazın 15/08/1999 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Tapu kaydında ise, 2 nolu parselin arsa olarak dava dışı Hatice Türkmen’e ait olduğu, dava konusu dairenin Hatice tarafından, dava dışı …’e, ondanda …’ya satıldığı, davacının …’dan 05/11/2008 tarihinde aynı daireyi satın almak suretiyle malik olduğu gözükmektedir.Davada, geçersiz sözleşme nedeniyle davacı tarafından davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme koşullarına göre faizi ile tahsili, karşı davada ise ecrimisil bedeli talep edilmektedir.Sebepsiz zenginleşme, BK.’nun 61-66.maddeleri (TBK’nun 77-82.maddeleri) gereğince, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Sebepsiz zenginleşme kurumunun en temel özelliği olan şahsilik prensibi gereğince kime karşı zenginleşme oluştuysa ona karşı talep de bulunulması gerekir.BK.’nun 66.maddesi (TBK’nun 82.maddesi)’ne göre, zamanaşımı başlangıcı hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl (TBK’na göre 2 yıl) ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği (hakkın doğduğu) tarihten itibaren 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Buna göre davalının daireyi yapıp teslim etmeyi taahhüt ettiği Ağustos 1999 tarihinin hakkın doğduğu tarih, davacının tapu ile malik olduğu 05/11/2008 tarihinin ise geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarih olarak kabul edilmelidir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı(k.davacı) vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, HUMK’nun 388.maddesinin 3. ve 5.bentleri hükümlerine (HMK’nun 297/1- c maddesine) göre, mahkeme kararlarının asgari olarak, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri göstermeleri zorunludur. Yine Anayasanın 141/3.maddesine göre tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması amir hükümdür.
Karardaki gerekçe sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nun 427.(HMK’nun 361.) maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle, Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Mahkeme kararının gerekçesinde, davalı (k.davacı) vekilinin süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def’i hakkında olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hükmün mevcut olmadığı anlaşıldığından verilen karar bu yönden doğru görülmemiştir.Ayrıca, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak talebinde bulunulması halinde ortada geçerli bir sözleşme olmadığından yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.