YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12640
KARAR NO : 2019/6497
KARAR TARİHİ : 26.06.2019
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Afyonkarahisar Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili ile davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davacının süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 1 ve 3 nolu bentlerinin düzeltilmesine, davalının sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili ile davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesine, tasfiye ile birlikte, 2674 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacının şahsi malı olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde TMK’nin 222.maddesi doğrultusunda eşler arasında 1/2 oranında paylı mülkiyete tabi olduğunun tespitine, bunun da mümkün olmaması halinde davacının binanın yapımında ve iyileştirilmesindeki katkıları nedeniyle katkı payı ve değer artış payı ile birlikte ayrıca tasfiye sonucu tespit edilecek olan artık değer alacaklarının tümü için fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 20.000 TL’nin ve evlilik birliği içinde davacının şahsi malı iken davalıya devrettiği ve boşanma neticesinde davalıda kalan 2674 parsel sayılı taşınmazın 4/96 hissesinin edinilmesindeki katkısına istinaden TMK’nin 227.maddesi gereği fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 5.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını da yatırdığı 25.01.2017 havale tarihli dilekçede, 2674 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina 2002 yılı sonrasında evlilik birliği içinde inşa edildiğinden bina üzerinde eşlerin 1/2 oranında mülkiyet hakkı bulunduğu için 30.000 TL’nin, ayrıca 2674 parsel sayılı taşınmazın 4/96 hissesinin edinilmesindeki davacı katkısı sebebi ile 5.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 2674 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan binanın şahsi malı olduğunun tespitine ve söz konusu binanın davacının şahsi malı olarak tespitinin mümkün olmaması halinde binanın eşler arasında 1/2 oranında paylı mülkiyete tabi olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine, davacının 2674 parselde kayıtlı taşınmazın 4/96 hissesi üzerinde 2.952 TL katılma alacağının olduğunun tespiti ile 2.952 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının 2674 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki bina yönünden; fen bilirkişisi İbrahim İnneci tarafından düzenlenen 15/09/2015 tarihli raporda E harfi ile gösterilen alandaki binanın yasal mevzuata uygun hale getirilmesi halinde yasal mevzuaata uygun getirildiği tarihte taşınmazın sürüm değeri (TMK madde 232 gözetilerek) üzerinden davacının % 50 oranında katılma alacağı bulunduğunun temlikine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, davacının süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 1 no’lu bendinin hükümden çıkartılarak yerine; “Davacının 25/02/2017 tarihli ıslah ile değiştirilen talepleri dikkate alınarak dava konusu binanın davacının şahsi malı olduğunun ya da eşler arasında 1/2 oranında paylı mülkiyete tabi olduğunun tespitine dair talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına” denilmek sureti ile kararın düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının 3 no’lu bendinin hükümden çıkartılarak yerine; “Davaya konu; Afyonkarahisar İli, Merkez İlçesi, Nuribey Köyü, Karaçayır Mevkii, 2674 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisi İbrahim İnneci tarafından düzenlenerek mahkemeye sunulan 15/09/2015 tarihli bilirkişi raporunda “E” harfi ile gösterilen bölümdeki binanın mevzuata uygun hale getirildiği tarih itibarıyla edeceği değer gözetilerek o değer üzerinden davacı …’ın %50 oranında katılma alacağı olduğunun tespiti ile davacı …’a temlikine ve ödenmesine,” denilmek sureti ile kararın düzeltilmesine, davalının sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, ilk derece mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, bir yandan davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 1 ve 3 nolu bentlerinin hükümden çıkartılarak bu bentlerle ilgili düzelterek onamaya benzer şekilde yeniden hüküm kurulması, diğer yandan davalının sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma nedenine göre davacı vekili ile davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.