YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3442
KARAR NO : 2013/14435
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
……
Dava, tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ….. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 1958 – 29.09.1981 dönemindeki 5022 günlük 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığına dayanılarak 01.10.1981 tarihinden itibaren kendisine Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından anılan Kanun hükümleri gereğince yaşlılık aylığı tahsis edilen davacının, 01.06.1980 – 14.09.2001 döneminde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında öğretmen olarak çalıştığı ve bu görevinin karşılığında kendisine….. sayılı….. hükümlerine göre 15.09.2001 günü itibarıyla emekli aylığı bağlandığı, 2011 yılının Eylül ayında davalı Kurumca yapılan değerlendirme üzerine, 5434 sayılı Kanuna tabi iştirakçi olarak yerine getirilen kamu göreviyle çakıştığı gerekçesiyle 01.06.1980 – 29.09.1981 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığın ve giderek, koşulların oluşmaması nedeniyle de anılan Kanuna göre tahsis edilen yaşlılık aylığının iptal edilip, 22.06.2001 – Eylül/2011 döneminde ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği belirgindir. Kurum işleminin iptali ile hizmet birleştirmesine ilişkin 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaksızın 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılık dikkate alınarak 01.10.1981 günü itibarıyla anılan Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemini içeren davada mahkemece yapılan yargılamada talep kısmen kabul edilerek, 1958 – 01.06.1980 dönemindeki zorunlu sigortalılık esas alınıp 506 sayılı Kanunun 60. maddesi gereğince ( 3600 gün + 50 yaş + 15 yıl ) koşullarının gerçekleştiği 01.06.1991 tarihi itibarıyla davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 63. maddesinde, bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, “sigortalı” olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihte kesileceği belirtilmiş, 2829 sayılı …..Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde, Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların ./…
-2-
hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması durumunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıklanmıştır.
01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafında “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.”, üçüncü paragrafında “Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı ……. Sandığı Kanununun ek 11. maddesine göre alınmış Bakanlar Kurulu Kararları 2005 yılında uygulanmaz.” düzenlemeleri bulunmakta olup; anılan hükümler, kanun koyucu tarafından kabul edilip 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe giren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 5335 sayılı Kanunun 29. maddesinin (c) bendi ile bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamayacağı yönündeki Anayasa’nın 161. maddesi gözetilerek yürürlükten kaldırılmış; bununla birlikte; 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarıyla, yürürlükten kaldırılan ikinci ve üçüncü paragraf hükümleri aynen benimsenip, mülga üçüncü paragrafta yer alan Bakanlar Kurulu Kararlarının 01.01.2005 gününden önce alınmış olması durumunda uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan; 5277 sayılı Kanunun 25. maddesinin (f) fıkrasının iptaline ilişkin olarak yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi’nce, 29.11.2005 gün ve 2005/6 – 93 sayılı kararla, iptali istenen fıkranın yürürlükten kaldırılmış olması göz önünde bulundurularak, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuş; ancak, Yüksek Mahkeme tarafından başka bir dava sonunda verilen ve 14.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.12.2005 gün ve 2005/146 – 105 numaralı karar ile söz konusu düzenlemeler iptal edilmiş; aynı düzenlemeleri içeren 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla açılan davada ise, anılan hükümlerin Anayasa’ya aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddi yönünde 03.04.2007 gün ve 2005/52 Esas – 2007/35 Karar sayılı karar verilmiştir.
Şu durumda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 105. maddesinde sayılan “uygulanmayacak maddeler” arasında 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin yer
../…
-3-
almaması ve Anayasa’nın 153. maddesi gereğince iptal kararlarının geriye yürümemesi karşısında, anılan düzenlemelerin 01.01.2005 gününden itibaren yürürlükte olduğunun ve herhangi bir yasal boşluk dönemi bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Buna göre 01.01.2005 tarihinden itibaren; herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık veya emeklilik aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinde açıklanan nitelikte çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları belirgin olup, emredici yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışanların, fiilen çalışılan döneme ait yaşlılık veya emeklilik aylıklarının davalı Kurum tarafından kesilip, yersiz ödenen aylıkların geri alınması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2009 gün ve 2009/21-168 Esas – 2009/218 Karar sayılı ilâmında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; 01.01.2005 tarihinden önceki dönem yönünden, 506 sayılı Kanunun 63. maddesinde yer alan “sigortalı” ibaresi, 657/5434 sayılı Kanunlar kapsamında görev yapanları kapsamadığından, bu tür ve nitelikte çalışmaya başlayanların 506 sayılı Kanuna göre aldıkları yaşlılık aylıklarının kesilemeyeceği belirgin olduğu gibi, 5335 sayılı Kanunla getirilen düzenleme 01.01.2005 günü yürürlüğe girdiğinden davacı hakkında uygulanamayacağı da açıktır. Buna göre, davacının 506 sayılı Kanuna göre Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan yaşlılık aylığı aldığı 01.10.1981 – 15.09.2001 dönemi yönünden 5434 sayılı Kanun hükümleri kapsamında iştirakçi olarak çalışmasını engelleyici veya anılan çalışma olgusunun yaşlılık aylığını kesilmesini öngören herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. 15.09.2001 tarihinden itibaren süregelen dönem yönünden ise; sosyal güvenlik sisteminin çifte sigortalılık üzerinden birden fazla yaşlılık/emekli aylığına hak kazanmaya olanak vermeyen yapısı ile 2829 sayılı Kanunun bu yaklaşımı destekleyen 4. maddesi hükmü gözetildiğinde, kendisine 5434 sayılı Kanuna göre…… tarafından emekli aylığı bağlanan davacıya, ayrıca 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince Sosyal Sigortalar Kurumu’nca da yaşlılık aylığı tahsis edilmesi olanaksızdır.
Önemle belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik mevzuatımızda, herhangi bir sosyal güvenlik kurumunca tahsis edilen yaşlılık aylığı alınmaktayken, bu aylıktan vazgeçilip farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışma ve 2829 sayılı Kanun hükümleri gereğince son çalışmalar birleştirilmek suretiyle son tabi olunan sosyal güvenlik kurumundan yeniden yaşlılık aylığı bağlanmasına olanak tanıyan açık yasal hüküm bulunmamakta ise de; 5335 sayılı Kanunun kabulü, 506 sayılı Kanunun 63. maddesinde yer alan “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. …… Yaşlılık aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak yaşlılık aylığı verilmesi için yazılı talepte bulunan sigortalıya aşağıdaki fıkra hükmüne göre yeniden hesaplanarak, yaşlılık aylığı, talep tarihini takip eden aybaşından başlanarak ödenir. ……”, 1479 sayılı Kanunun 38. maddesinde yer alan “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı alanların istekleri halinde, aylıkları kesilerek son defa prim ödedikleri basamaktan prim
…/…
-4-
ödemeye devam edebilirler. Bunların tekrar yaşlılık aylığı talep etmeleri halinde, en az üç tam yıl prim ödemiş olmaları kaydıyla haklarında bu Kanunun yaşlılık sigortası hükümleri uygulanır. ……”, 5434 sayılı Kanunun 99. maddesindeki “Emekli, adi malûllük, vazife malûllüğü, dul veya yetim aylığı, son hizmet zammı alanlardan; hiçbir şarta bağlı olmaksızın emeklilik hakkı tanınan vazifelere tayin edilenlerin, aylıklarının tamamı, bu vazifelere tayinleri tarihini takip eden ay başından itibaren kesilir. ……”, 100. maddesindeki, “Emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı almakta iken (Erlerle emeklilik hakkı şarta bağlı olanlar hariç) emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilenlerin tekrar emekliye ayrılmalarını istemeleri veya emekliye sevk edilmeleri halinde kendilerine veya ölümlerinde dul ve yetimlerine eski ve yeni hizmetlerinin toplamı üzerinden ve bu Kanun hükümleri dairesinde aylık bağlanır. Ancak, bu gibilere yeniden bağlanacak aylıklar eski aylıklarından az olamaz.”, ek 11. maddesindeki “……tabi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece emekli aylıkları kesilir. ……” yönündeki düzenlemeler birlikte gözetildiğinde, 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı tahsisinden sonra, 5434 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki çalışmalar nedeniyle emekli aylığına hak kazanıldığında, bu çalışmalar öncesinde gerçekleşen 506 sayılı Kanuna tabi hizmetlerin 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve buna göre, süregelen farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaların, son çalışmanın geçtiği kurumdan ilgili Kanun hükümleri gereğince bağlanacak yaşlılık/emekli aylığında dikkate alınması zorunludur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, …, …’ın oylarıyla ve oy çokluğuyla 27.06.2013 gününde karar verildi.
(M)
…./…
-5-
-KARŞI OY-
Sosyal sigorta haklarına ilişkin koşullar ve sınırlandırmalar yasal düzenlemelerde gösterilirler. Yasada olmayan koşullar ve sınırlandırmaların yargı kararlarıyla getirilmesi düşünülemez.
Sosyal güvenlik sistemimizin birden fazla yaşlılık/emeklilik aylığına olanak vermediğinden söz edebilmek için bu yönde sınırlayıcı düzenlemenin yasalarda yer alması gerekir. Yasanın yaşlılık/emeklilik aylıkları için aradığı koşulların varlığı halinde, her iki aylığın birlikte alınması mümkün bulunmalıdır.
Bu gerekçeye dayalı bulunan yerel mahkeme kararının isabetli olduğu ve onanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmamaktayım.
……