YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11268
KARAR NO : 2012/16202
KARAR TARİHİ : 27.06.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 7.425,00 TL ecrimisilin yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde; mülkiyeti davacı idareye ait olan taşınmazın 96 m² lık kısmının davalı idare tarafından yol ve kaldırım yapılmak suretiyle işgal edildiğini belirterek 01.11.2006 – 31.05.2009 tarihleri arasındaki dönem için 7.425,00 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı idare vekili dilekçesinde; dava konusu yerin 30 yıldan fazladır yol olarak kullanıldığını, idarenin el koyarak taşınmazı kamu hizmetine özgülemesinin üzerinden 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden mülkiyetin davalıya geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; dava açıldıktan sonra 29.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren ve 2942 sayılı yasaya ek yapan 5999 sayılı sayılı yasanın geçici 6.maddesine göre taşınmaza kamulaştırmasız el atılması halinde öncelikle uzlaşma yoluna başvurulması, uzlaşma sağlanamaması halinde sadece tazminat davası açılması hakkının tanınmış olması nedeniyle ecrimisil talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Ecrimisil, kötü niyetli şagilin ödemekle sorumlu bulunduğu tazminattır. Bu nedenle ecrimisil davaları haksız fiil benzeri davalar olup, TMK’nun 995.maddesinde ve 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı YİB kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun hak düşürücü süreye ilişkin 38.maddesi Anayasa Mahkemesinin 10.4.2003 tarih ve 2002/112 E., 2003/33 K.sayılı kararı ile iptal edilmiş, takiben 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren ve geçmişe etkili olan kamulaştırma kanununda değişiklik yapılmasına dair 5999 sayılı kanun hükümlerine göre davacı vakıfların tapu kaydı ile sahip olduğu mülkiyet hakları devam ettiğine ve dava konusu taşınmazın 96 m² lik bölümünün davalı idare tarafından yol ve kaldırım olarak kullanılmak suretiyle kamulaştırılmaksızın fiilen el konulduğunun anlaşıldığına göre mahkemece; davaya konu edilen dönemde davacının mülkiyet hakkının var olduğu gözetilerek davalının haksız işgali nedeniyle mahallinde yapılacak keşif ve alınacak uzman bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.