YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3596
KARAR NO : 2019/1304
KARAR TARİHİ : 15.01.2019
KARAR
Bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 227/2, 43/1 ve 52. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 3.600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2016 tarihli ve 2014/983 esas, 2016/783 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30/04/2018 gün ve 35453 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında;
“Dosya kapsamına göre, mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 227/2. maddesine göre temel ceza 2 yıl hapis ve 6 gün adlî para cezası olarak belirlenip, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince ¼ oranında artırım yapılarak 2 yıl 6 ay hapis ve 7 gün adlî para cezasına hükmedildiği halde, 7 gün adlî para cezası karşılığı yerine, hükmün 4. bendinde, sanığa verilen 180 gün adlî para cezasının karşılığı olarak 3.600,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme;
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni hukuka aykırılık durumlarının incelenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesinde “Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur. ” hükmü yer almaktadır.
Gerekçeli kararda sanık hakkında fuhuş suçundan hüküm kurulurken, temel cezanın alt sınırdan belirlendiği belirtilmesine karşın, fuhuş suçu açısından adli para cezasının alt sınırının 5 gün olduğu gözetilmeden 6 gün adli para cezasına hükmedildiği görülmektedir.Bu itibarla, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında temel cezanın belirlenmesi hususunda çelişkiye düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 15/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.