Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/1717 E. 2013/12456 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1717
KARAR NO : 2013/12456
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve önalım

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali ve önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece süre yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu kargir ev niteliğindeki … Ada … No’lu Parselin 4/5 payı …, …, … İnşaat Mühendislik Tesisat Tahh. Tic. ve San. Ltd.Şti. adına kayıtlı iken adı geçenlerin 06.05.2011 tarihinde paylarını davalıya satması üzerine 20.10.2011 tarihinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı satışı noter aracılığıyla davacıya bildirmiş, ihtarname 20.07.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ise davacının satıştan daha önce haberdar olduğunu, dava hakkının süresinde kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, ihtarnamenin tebliğinden önce hissenin intikal işleminin yapıldığı 06.05.2011 tarihinde davalı şirket tarafından davalının hissesininde alımı hususunda davacı ile görüşüldüğü davacının 06.05.2011 tarihinden önce intikali öğrendiği halde yasal 3 aylık süre içerisinde davasını açmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı TMK.nun 733.maddesi uyarınca; önalım hakkı satışın hak sahibine noter aracılığı ile bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Başka bir ifade ile; yasal önalım hakkının kullanılması için öngörülen üç aylık hak düşürücü süre, satışın, önalım hakkı sahibine alıcı veya satıcı tarafından noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yasanın bu hükmü emredici olup, önalım hakkı sahibinin satışı başka bir şekilde öğrenmiş olması sürenin işlemesine yol açmaz. Dairemizce de benimsenen H.G.K.’nun 21.09.2005 tarih ve 2005/6-358 E-2005/470 K sayılı ilamında da belirtildiği gibi hak düşürücü sürenin başlangıcında esas olan “öğrenme” olgusu değil “bildirim” olgusudur. Bu bildirimin de noter vasıtasıyla yapılacak bildirim olduğu yasada vurgulanmıştır. Olayımızda noter bildirimi davacıya 20.07.2011 tarihinde tebliğ edildiğine göre üç aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak öğrenme tarihinin esas alınması doğru değildir. Mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.