YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11492
KARAR NO : 2012/14709
KARAR TARİHİ : 11.06.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.076,45 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; davalı kurumun sigortalısı olan …’ın diyaliz tedavisinin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenle sunulan hizmete ilişkin faturanın davalı kuruma gönderildiğini, ancak uygulanan tedavinin ek seans olduğunu ileri süren davalı kurumun fatura tutarından haksız olarak kesinti yaptığını belirterek, davalı kurumca yapılan kesinti tutarı olan 2.076,45 TL nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili; dava dışı sigortalının iki yıl süre ile ve haftada 3 kez diyaliz tedavisi görmesine ilişkin raporu bulunmasına rağmen, aynı dönem içerisinde bir ay süre ile ve haftada 4 kez diyaliz tedavisi görmesi gerektiğine ilişkin geçici rapor düzenlenerek davaya konu tedavi hizmetinin verildiğini, yapılan bu işlemin mevzuata aykırı olduğunu, zira Sağlık Uygulama Tebliği gereğince böyle bir durumda mevcut raporun değiştirilerek yeniden rapor düzenlenmesinin gerektiğini, bu nedenle dava dışı sigortalıya 4. kez uygulanan diyaliz tedavisinin ek seans olarak değerlendirildiğini ve sunulan faturadan kesinti yapıldığını savunarak; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, mevzuat gereği yeni bir rapor çıkartılmadan dava dışı sigortalıya uygulanan ek tedavi seansı için ücret talep edilemeyeceğini bildiren bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.HUMK’ nun 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Buna göre seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur.Somut olaya gelince; davacı şirketin, davalı kurum ile imzaladığı sözleşme uyarınca sigortalısına sağladığı tedavi hizmetinin ödenilmesi istemiyle görülen davayı açtığı, yargılama sırasında bilgisine başvurulan Sağlık Bakanlığı emekli başmüfettişi olan bilirkişinin raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Rapor düzenleyen bilirkişi, sadece sosyal güvenlik mevzuatı konusunda uzman olup, davanın konularından olan sigortalının hastalığı ve tedavisi hakkında uzman değildir. Şu durumda, eksik inceleme ile hazırlanan raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı ortadadır.
O halde mahkemece, dava dosyasının sosyal güvenlik, nefroloji ve diyaliz konularında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna verilerek davanın esasını oluşturan uyuşmazlık konusunda rapor düzenlettirilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine,11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.