YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1822
KARAR NO : 2013/16987
KARAR TARİHİ : 20.09.2013
….l
Dava, davalılara ait işyerlerinde geçen sigortalı çalışma süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalılardan işverenler arasında devredilen işyerinde 1976 yılından başlayarak 2003 yılına kadar çalıştığını belirterek, bildirilmeyen sürenin tespitini istemiş; Mahkemece, davanın, çalışmanın sona ermesinden itibaren hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile, reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 64. maddesi ile değişikliğe uğrayan ve 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106/1. maddesiyle mülga 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Kuruma bildirilen dönemle bir bütün teşkil eden önceki bildirimsiz dönem için hak düşürücü süre, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlayarak hesaplanacak 5 yılın sonudur. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Davacının şahsi sigorta dosyasından, 03.02.1997 ve öncesinde davadışı işyerlerinden bildirim yapıldığı; davalılardan …..sigorta sicil numaralı işyerinden 15.11.1991, 27.09.1992, 20.11.1992; …..sicil numaralı işyerinden 10.11.1999, 14.10.2000 ve 05.04.2002 tarihli işe giriş bildirgelerinin verildiği ve anılan bildirgelere uygun olarak kısmı çalışmaların Kurum’a bildirildiği; ticaret sicil kayıtlarından …..1966 yılında kurulup, 04.01.1991 tarihinde kapandığı,….. 05.09.1991 tarihinde kurulup, halen faal olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemenin, yukarıda belirtildiği gibi, Kuruma bildirilen ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışma süreleri yönünden hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini gözetmemiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, öncelikle, taraf sıfatının belirlenmesi için, husumet yöneltilen şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı olup-olmadığı araştırılmalıdır. Anılan şirketlerin mevcut olduğunun anlaşılması durumunda, aralarında işyeri devrinin, bunun sonucu olarak dava arkadaşlığının bulunup-bulunmadığı üzerinde durulmalıdır. Anılan araştırmalar yapılıp, davalı şirketler arasında dava arkadaşlığının da bulunduğunun anlaşılması durumunda, davacının çalıştığı süreler araştırılarak, çalışma süreleri belirlenip, hak düşürücü süreye uğramayan çalışma sürelerinin tespitine karar verilmelidir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 20.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……