Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11530 E. 2013/10958 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11530
KARAR NO : 2013/10958
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmasız davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacılar vekili, müvekkili …’ın keşideci …’ın kefil (aval veren) sıfatı ile imzaladığı bir adet 60.000 TL miktarlı 12.11.2009 tanzim 05.12.2009 vade tarihli bonoyu 12.11.2009 tarihli protokol uyarınca mülkiyeti trafikte … isimli kişiye ait minibüsün davalıya satışı yapılıncaya kadar teminat olarak verildiğini ancak senedin teminat senedi olmasına rağmen davalı tarafından üzerine ilaveler yapılarak vadesi gelmiş gibi müvekkilleri aleyhine takibe konulduğunu ileri sürerek takibe konu bononun teminat senedi olması ve muaccel bir borç bulunmaması nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacılardan çeke dayalı 60.000 TL’lik alacağı bulunduğunu bunun ödenmemesi üzerine 12.11.2009 tarihli protokolü yapmak zorunda kaldıklarını, bu protokole göre davacıların müvekkilinden protokolü imzalandığı tarihte 60.000 TL’lik çeki bankaya ibraz edeceklerini belirterek geri alıp buna karşılık aynı miktarda 60.000 TL’lik dava konusu bonoyu verdiklerini ve ayrı protokolde 2007 model bir minibüsün mülkiyetini 05.12.2009 tarihinde davalıya vermek üzere anlaştıklarını, sözü edilen aracın davalı adına tescilinden sonra aylık 1.500 TL karşılığı davacının şirketinde çalıştırılmak üzere kira anlaşmasına vardıklarını ancak davacıların protokolde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, bu cümleden olarak sözü edilen aracın resmi devrini vermedikleri gibi kira bedellerini de ödemediklerini bu nedenle davacıya iade edilen 60.000 TL’lik çek bedeline karşılık teminat amacıyla verilen ve protokolde aracın satışı halinde iade edileceği öngörülen senedin takibe konulduğunu takipte usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddi ile %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama toplanan deliller ve benimsenen ek bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki protokol çerçevesinde dava dışı …’a ait olduğu trafik kaydından anlaşılan ticari minibüsün davalıya devri halinde dava konusu senedin davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı böyle bir devir yapılmadan senedin icra takibine konu edilmesinin protokole uygun olmadığı kaldı ki, davacının kendine ait olmayan bir aracı davalıya devredemeyeceği aracın devrinin ancak kayıt maliki tarafından noterde düzenlenecek resmi bir sözleşme ile geçerli olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki protokolün geçerliliğinden söz edilemeyeceği, geçersiz sözleşmelerde herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu bu nedenle davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıkları, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçeleri ile menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut imzaları inkar edilmeyen 12.11.2009 günlü protokolden dava dışı … adına kayıtlı … plakalı aracın kasasının davalıya ait olduğu plakasının ise anılan …’a ait bulunduğu bu aracı davacılardan …’ın kiracı olarak kiralamış bulunduğu, protokol gereğince kiracı …’ın söz konusu aracın devrini bir başka deyişle satışının davalıya yapılacağını taahhüt ettiği, aracın satışı yapılıncaya kadar da dava konusu 60.000 TL’lik bononun teminat olarak davalıya verildiği, iş bu bonoyu diğer davacı …’ın kefil olarak imzaladığı dosya içeriği ile sabittir. Keza, protokolde yazılı olan … plakalı aracın davalıya satışının yapılmamış olduğu da dosyadan anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, protokolde yazılı aracın devrini bir başka deyişle satışını sağlamayan davacıların vermiş oldukları bono nedeniyle borçlu olduklarının ve davalının işbu bonodaki boşlukları doldurarak takibe girişmesinde haklı olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulü yanlıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.