YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14410
KARAR NO : 2013/17330
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün gerektirici sebeplere göre, davalı …’in tüm, davacı kurumun aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile anılan maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonucu, Kurumun rücu alacağının, iptal kararından sonra, kanundan doğan bağımsız rücu alacağına dönüşmüş olması karşısında, yasa maddesi bu haliyle yorumlandığında, artışların istenilemeyeceğinde kuşku bulunmamaktadır.
5510 sayılı Yasanın 21. maddesinin, anılan Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuen tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 10. ve 26. maddeleri olmasına rağmen, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek 5510 sayılı Yasanın hükmün gerekçesinde yasal dayanak olarak gösterilmesi; yargılama aşamasında kurumdan sorulan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı ile tazminat davasında dosya arasına alınan gelir miktarı arasında bariz çelişkinin giderilmemesi ve talebe rağmen 10. madde koşullarının irdelenmemiş olması, talep olunan ve hükmedilen miktar itibariyle, sonuca etkili olmayıp ek davada gözetilmesinin mümkün bulunmasına göre, bozma sebebi yapılmamıştır.
Bununla birlikte, dava dilekçesi ile, 17.12.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin tahsis onay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş olmasına rağmen, HMK’nun 297. maddesine aykırı olacak şekilde talep olunan faiz alacağına yönelik hüküm kurulmaması, kurum zararı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “müteselsilen” tahsiline yönelik karar tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının 1. bendinde yazılı bulunan, “davalılardan” sözcüğünden önce gelmek üzere “tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte” sözcüklerinin yazılmasına, 1., 2., 3. ve 4. bentlerinde yazılı bulunan “davalılardan” sözcüğünden sonra gelmek üzere, “müştereken ve ” sözcüklerinin ayrı ayrı yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan …’ten alınmasına, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.