YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10716
KARAR NO : 2013/12538
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi tespit
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. … geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,kiracı tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile davacının 153.848,00-TL kira alacağı açısından borçlu olunmadığı iddiası kanıtlanamadığından reddine,reddedilen bu miktar için … İcra Mahkemesinde inkar tazminatı hüküm altına alınmış ve Yargıtay denetiminden geçmiş olması nedeni ile mükerrer hüküm oluşturulamayacağı için davalı yararına haksız inkar tazminatı hükmü kurulmasına yer olmadığına,davacının faize ilişkin 6.491,65-TL borçlu olmadığına ilişkin talebinin kabulü ve davalıya bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitine,bu miktarın %20 si olan 1.298,33-TL haksız takip tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin icra tazminatı,işlemiş faiz ve vekalet ücretine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davacı vekili,dava dilekçesinde,davacı şirketin 01/09/2008 başlangıç tarihili kira sözleşmesi ile davalı şirkete ait taşınmazın 3. ve 4. Katını kiraladığını, … 5. Noterliğinin 01/09/2009 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirdiğini ve taşınmazın 31/10/2009 tarihlinde boşaltıldığını, buna rağmen davalı kiralayan tarafından davacı kiracı aleyhine kira bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz üzerine İcra Hukuk Mahkemesi tarafından itirazın kaldırılmasına karar verildiğini,ancak taşınmazın 31/10/2009 tarihinde boşaltıldığını ve bina giriş kartlarının güvenliğe teslim edildiğini,davalıya kira borçları bulunmadığını,davalı tarafından gönderilen Eylül, Ekim, Kasım ayları kira paralarına ilişkin faturalara davacı tarafından süresinde itiraz edildiğini,tahliyeden sonraki kiralardan davacının sorumlu olmadığını belirterek … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3453 Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine %40 icra tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde,kira sözleşmesinin genel şartlar 8.maddesindeki 3 ay önceden noter ihtarı ile tanınan tahliye hakkının daha sonra sözleşmenin ön yüzünde yazılı değişiklik ile kira süresinden sonra yapılacağının kararlaştırıldığını,böylece kira süresi içinde tahliye hakkının ortadan kaldırıldığını,davacı 3.6.2009 tarihli ihtar ile kiralananın 4.katı için sözleşmenin yenilenmeyeceğini,1.9.2009 tarihli ihtar ile de 3
ve 4.kat ile ilgili sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmiş ise de, böyle bir fesih hakkı bulunmadığını, davacının kiralananın anahtarını,bina giriş kartlarını,otopark kumandalarını 30.6.2010 tarihinde teslim ettiğini ve fiili tahliye tarihinin de bu tarih olduğunu,daha önce tahliye edildiğinin davacı tarafça yazılı belge ile kanıtlanamadığını belirterek davanın reddini ve davacı kötüniyetli olduğundan davalı lehine %40 icra tazminatı verilmesini savunmuştur.
Davacı kiracı,30.6.2010 tarihli tutanak ile anahtarları davalı kiralayana teslim etmiş olup,kiralananın daha önce tahliye edilip anahtarların teslim edildiği yazılı belge ile kanıtlanamadığına göre mahkemece,takip konusu asıl alacak yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak,takip konusu kira alacağının mevcudiyeti ve miktarı yargılamayı gerektirir nitelikte değildir. Ayrıca alacak likit olup,dava da reddedildiğine göre talebi olan davalı lehine %40 icra tazminatı verilmesi gerekirken itirazın kaldırılması davasında %40 icra tazminatına karar verildiği gerekçesiyle bu talebin reddi doğru değildir. Zira,icra mahkemesinde icra tazminatına karar verilmesi bu davada da icra tazminatı verilmesine engel değildir.
Davacı,takip talebinde işlemiş faiz talebinde bulunmuş,mahkemece davacı tarafın icra takibinden önce gönderdiği faturalar davacı tarafça iade edilmiş olması,alacağın yargılama konusu haline gelmesi nedeniyle haklılığın ortaya çıktığı tarihten itibaren faiz istenebilir hale geleceğinden faiz talep edilemez gerekçesiyle davacının 6.491,65 TL faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine ve bu miktar üzerinden davacı lehine icra tazminatı verilmesi hatalıdır. Takip konusu kira alacağının vadesi belirli olup,kiracının ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Kira sözleşmesinin 8.maddesinde kiraların her ayın 8.gününe kadar ödeneceği 5.maddesinde ise, kiralayanın her ayın başında fatura düzenleyeceği,kiracının da bu faturayı en geç beş gün içinde kiralayanın banka hesabına ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda davacı kiracı kiralayan tarafından gönderilen takip konusu faturalara ait kira bedellerini tebliğden itibaren 5 gün içinde ödemesi gerekirken ödemediğinden beşinci günden sonra faiz işletilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde açıkça akdi faiz düzenlenmediğine göre mahkemece, 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.nun 120. maddesi de dikkate alınarak talep edilen faiz alacağı denetlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile faiz istenemeyeceği gerekçesiyle davacının faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu miktar üzerinden alacaklı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.
Ayrıca,bu davalarda reddedilen kısım üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesi de hatalıdır. Bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ;Yukarıda 2 nolu bentde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,davalı vekili yararına 990 TL vekalet ücreti takdirine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.