YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5983
KARAR NO : 2013/11373
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan … Factoring Hizm….vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacının keşideci olduğu çekteki lehtar cirosunun sahte olduğunu, çekin vadesi gelmeden çek iptali davası açıldığını, ödeme yasağı kararı verildiğini, çekin davalı tarafından takibe konulduğunu, davacının çek bedelini lehtar olan …’e ödediğini belirterek davacının çek nedeniyle davalılara borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, çekin davacının müşterisi ve aralarında faktoring sözleşmesi bulunan …’ten alındığını belirterek davanın reddine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı …’e dava dilekçesi tebliğ edilememiş, yargılama aşamasında davacı işbu davalı yönünden davadan feragat etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, dava konusu çekteki imzanın lehtar …’e ait olmadığı, ciro silsilesinin bozulduğu, davacının çek bedelini …’e ödediği, …’ten sonra ciroları bulunan davalılara borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödenen 13.120 TL’nin istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı … Faktoring vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, keşideci tarafından çekteki lehtar cirosundaki imzanın sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. Uyuşmazlığın çözümünde imzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesinin tartışılması gerekmektedir.
Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ‘nun 589. maddesi hükmü gereğince; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalıyan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısiyle ilzam etmiyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez”.
Anılan hükme göre ticari senetteki geçersiz imza sadece kendisi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur. Senetteki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. İmzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince poliçeye atılı her geçerli imzanın (keşidecinin,cirantanın,avalistin,kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını,geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar.
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesi ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak tanımaz. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de ciro zincirini de koparmaz. (Poroy/Tekinalp Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Gözden geçirilmiş 20.bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010.s:143, Bilgen Mahmut,Uygulamada Kambiyo Senetleri,Adalet Yayınevi,2010 1.Bası, s:528), (Yargıtay HGK 06.07.2011 tarih 2011/19-413 E.2011/476 K.sayılı kararı).
Aynı ilkeler Dairemizin istikrarlı kararlarında da vurgulanmıştır (Yargıtay 19 HD. 02.05.2012 tarih 2011/14950 E. 2012/7342 K.; 17.02.2011 tarih 2010/7937 E. 2011/2072 K.; 23.02.2011 tarih 2010/7369 E. 2011/2344 K.; 31.03.2011 tarih 2010/8614 E. 2011/4185 K.; 18.04.2011 tarih 2011/3624 E. 2011/5149 K.; 04.05.2011 tarih 2010/11439 E. 2011/6131 K.sayılı karaları).
Poliçeler bakımından getirilmiş olan bu ilke 6762 sayılı TTK.nun 730/3.maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanır.
Somut olayda davacı keşideci, dava konusu çekteki kendi imzasını inkar etmemiştir. Bu durumda mahkemece uyuşmazlığın yukarıda açıklanan imzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesi gözetilerek çözümlenmesi gerekirken, keşideci imzası tartışma konusu olmayan davacı şirketin dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığı yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.06.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI –
Dava konusu çekin keşidecisi davacı, lehtarı … olup, davalı … tarafından diğer davalıya ciro edilmiştir. Davacı keşideci, dava konusu çekteki ciro imzasının cirantaya ait olmadığını, çeki ciro etmediğini, bu nedenle davalının yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek iş bu menfi tespit davasını açmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda dava konusu çekteki ciro imzasının cirantaya ait olmadığı tespit edilmiştir.
TTK’nun 702.maddesine göre cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Ciroların birbirine bağlı olması ilk cironun lehtar, sonraki ciroların ise önceki ciroda kendisine ciro edilen tarafından yapılmasıdır. Davalının çeki ciranta olan kişiden almadığı, imza incelemesi sonucu saptanmıştır. Bu durumda davalı yetkili hamil olarak kabul edilemez(HGK 31.01.1990, 12-599/26). Ayrıca ciranta tarafından davalı hamile yapılan ciro imzası sahte olduğundan olayda imzaların istiklali prensibi de uygulama yeri bulmaz. İmzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapan keşideci lehtara karşı olan sorumluluğundan kurtulamaz. Yetkili olmayan hamile ödeme yapan keşideci lehtara tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden hamile ödeme yapmama hakkına sahip olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda davalı yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerektiği görüşündeyiz. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne iştirak edemiyoruz.