YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13675
KARAR NO : 2013/14517
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalılardan … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davalı kiraya verenlerin kiralanana haksız olarak müdahale ederek, kiralananın kullanımına engel olunması nedeniyle engel olunan döneme ilişkin, kiracı tarafından açılan, mahrum kalınan kar nedeniyle tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, davacının kiracılığının ve davalıların müdahalelerinin haksız olduğuna ilişkin … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/15 Esas 2007/370 Karar sayılı kararının Yargıtay incelemesinden geçerek 06.02.2009 tarihinde kesinleşmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davalı …’nun husumete ve müdahalenin olmadığına ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 04.09.1996 tarihli 7 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalılar … ve Servet Sipahioğluna ait 3 blok halindeki taşınmazda kiracı olduğunu ve kiralananı otel olarak işlettiğini, kira sözleşmesi devam ederken, davalıların 28.03.2003 tarihinde haksız olarak kiralananı işgal ettiklerini, bu nedenle men’i müdahale istemiyle … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/273 Esas sayılı dosyası ile açılan (Yargıtay bozma ilamından sonra 2007/15 Esas no’lu) davada mahkemece 2007/370 Karar sayılı ve 22.11.2007 tarihli karar ile kira sözleşmesinin devam ettiğinin tespitine ve davalıların müdahalesinin men’ine karar verdiğini, kiralananı otel olarak kullanan müvekkilinin 2003-2007 tarihleri arasında söz konusu 3 adet bloğu işletememesi nedeniyle bu bloklardaki yatak kapasitesi nedeniyle elde edeceği kardan mahrum kaldığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000 TL nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde ve yargılama sırasında, davacının kiralananı rızası ile kendisinin teslim ettiğinden tazminat talep edemeyeceğini, kiracının davacı olmadığını davacı şirketin temsilcisi de olan …’nin olduğunu, müvekkilinin kiralananı, davacı tarafından açılan men’i müdahale davasında verilen ve sonrasında bozulan davanın reddine ilişkin karar nedeniyle elinde tutuğunu bu nedenle tazminat talep edilemeyeceğini, ayrıca kiralananın davalının iddia ettiği kadar gelir getirmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddi talep etmiştir. Mahkemece davalıların müdahalesinin men’ine ilişkin davacı tarafından açılan davada verilen kararın kesinleşmiş olmasına göre, davacının bu dönem ilişkin mahrum kalınan kâra yönelik tazminat talep edebileceğinden, alınan bilirkişi raporunda da mahrum kalınan kârın 2.447.915,00 TL olarak hesaplanmasına göre davanın kabulüne karar vermiştir.
Davacının, taşınmaza müdahale edildiği 28.03.2003 tarihine kadar davaya konu 3 bloğu ve dava konusu edilmeyen diğer parsel üzerindeki bir bloğu birlikte 3 yıldızlı otel olarak kullandığına ilişkin uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, tazminat hesabında nazara alınan kiralanandaki yatak kapasitesine ve zararın hesaplanma yöntemine ilişkidir. Davacı kiralananın Turizm Yatırım Belgesinde 145 yatak kapasiteli olduğunu, ancak gerçekte 230 yatak kapasiteli olarak işletildiğini iddia etmişse de, davalı tarafından yatak kapasitesinin 230 olduğu davalı tarafından kabul edilmemiştir Davacı tarafından da, taşınmazın 230 yatak kapasiteli işletildiğine dair Turizm İşletme Belgesi sunulmamıştır. Mahrum kalınan kârın hesaplanmasın da yatak kapasitesi nazara alındığından, mahkemece kiralananın davaya konu dönemde ne kadar yatak kapasitesine sahip olarak işletildiği hususu gerek ticari defterler incelenerek, gerek otelin yatak kapasitesine ilişkin yapılan bildirimler v.s kayıtlar ile davacının yatak kapasitesini ispatlamasına imkan verilerek, yatak kapasitesi belirlendikten sonra rapor alınması gerekirken, bu husus açığa kavuşturulmadan davalı tarafından kabul edilmeyen davacının beyanına göre otelin 230 yatak kapasiteli olduğu varsayımına göre rapor alınması doğru olmadığı gibi, mahrum kalınan kar söz konusu dönemdeki otellerin doluluk oranları ve davacının belirttiği gider maliyetleri nazara alınarak, tahmine dayalı olarak hesaplanmıştır. Oysa her otelin özelliklerine ve işletilme şekline v.s göre gelir kaybı farklılık gösterebileceğinden, davacının söz konusu kiralanan 3 bloğu ve dava konusu edilmeyen bir bloğu öncesinde de otel olarak işlettiği ve dava konusu dönemde, dava konusu edilmeyen bir bloğu işletmeye devam ettiği, ayrıca davaya konu kiralananların dava dışı 3. kişi tarafından bu dönemde işletildiği dikkate alınarak mahrum kalınan karın hesaplanmasında, gerek davacının ticari defterleri, gerekse önceki yıllarda verdiği vergi beyannameleri, gerekse davacının dava konusu edilmeyen 4 bloğu dava konusu dönemde de işletilmeye devam ettiğinden, bu kısma ilişkin doluluk oranları, gelir ve giderleri, gerekse de davaya konu taşınmazı işleten şirkete ait dava konusu edilen kiralanana ilişkin doluluk oranları, gelir ve giderlerine ilişkin kayıtlarda incelenerek tüm bu verilere göre davacının mahrum kaldığı kâr bilirkişi tarafından hesaplanmasından sonra, davacının dava konusu dönem için işletme riski taşımamış olması nedeniyle belirlenen tazminattan da, BK.nun 98. maddesi delaletiyle 43, 44. maddesince bir miktar hakkaniyet indirimi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hükme yeterli olmayan gerçek zararı ortaya koymayan sadece varsayıma dayalı bilirkişi esas alınarak eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; bilirkişi tarafından kira bedelinin yıllık 50.000 € olduğu belirtilmesine rağmen dava konusu edilen dönemin tamamı için 50.000 € kira gideri düşülerek net gelirin belirlenmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.