YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1288
KARAR NO : 2013/10567
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan asilin sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı … arasında düzenlenen kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtar çekildiğini, ihtarın da sonuçsuz kalması üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borçlu …’e … nolu kredisine kefil olup bu kredinin de 07.01.2009’da ödendiğini, müvekkilinin diğer kredilere kefaletinin bulunmadığını, bu konuda davacı bankanın yazısı bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu kredi sözleşmesine imza atmadığını, müvekkilince Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/265 Esas sayılı dosyasında davacı banka aleyhine açtığı menfi tespit davasının halen derdest olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, 01.11.2006 tarihli sözleşmenin bir genel kredi sözleşmesi olup, dava dışı borçluya davalının belirttiği … nolu kredi dışında iki ayrı taksitli ticari kredi ile iki ayrı bankomat kredisi olmak üzere toplam dört ayrı kredi daha kullandırıldığı, davacının icra takibini bu krediler için yaptığı, bu kredilerin davalının imzası bulunan genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırıldığı, genel kredi sözleşmesinin süresiz olup cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi olmasına göre kullandırılan kredilerden birinin sıfırlanmış olmasının tek başına sözleşmeyi sona erdiren bir durum olarak kabul edilemeyeceği, banka yazısının … nolu kredi dışındaki kredileri kapsamadığı, davacının davalıdan dört ayrı kredi nedeniyle alacaklı olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, takibin 74.083,89 TL üzerinden devamına, asıl alacak 58.096,48 TL’ye takipten itibaren %48 temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi uygulanmasına ve davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takibe müteselsil kefil olan davalının itirazının iptali isteminden kaynaklanmaktadır.
Davalı taraf tüm aşamalardaki savunmalarında kefil olduğu kredi borcunun ödendiğini, başka kredi sözleşmesi imzalamadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyi gerektiren bir konu olması nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmış ise de düzenlenen rapor dosya üzerinden inceleme yapılarak hazırlandığı gibi banka alacağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı konusunda yeterli bir açıklık içermemektedir. Sözkonusu rapora davalı tarafça itiraz edilmiş ve bunun üzerine ek rapor alınmış ise de anılan ek rapor Yargıtay denetimine imkan verecek açıklıkta değildir.
Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişiden banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak ve bankanın 14.05.2009 tarihli yazısının banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucunda ulaşılacak bulgularla birlikte değerlendirilip üzerinde durularak, kredi borçlusunun varsa davacı banka ile imzaladığı tüm kredi sözleşmeleri tek tek irdelenerek takip konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, bu kredi sözleşmelerinde davalının kefil olarak yer alıp almadığı, sorumlu olup olmadığı, şayet sorumlu ise kendi temerrüdü ve hukuki sonuçlarından sorumlu olacağının gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.