Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/8428 E. 2013/12534 K. 09.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8428
KARAR NO : 2013/12534
KARAR TARİHİ : 09.07.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalı ile dava dışı … Madeni Yağ şirketi arasında madeni yağ satımı konusunda bayilik sözleşmesi imzalandığını, …’in sözleşmeden doğan haklarını 31.12.2000 tarihinden sonra müvekkiline devrettiğini, davalının bayilik sözleşmesi ile verdiği alım taahhüdüne uymadığı gibi yapılan tespit sonucunda başka firmalara ait madeni yağ sattığının tespit edildiğini, belirterek müvekkiline kar mahrumiyetinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu sözleşmenin Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde bağlayıcılığını kaybettiğini, ayrıca davacı tarafın hakim gücünü kullanarak müvekkilinin mahvına neden olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda … araçlarının bayisi olduğundan hem dizel hem de benzinli araçlar için madeni yağ bulundurmak zorunda olduğunu, davacının davasının haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda davalı tarafın yapılan tespit sonucunda anlaşmaya aykırı olarak başka markalara ait madeni yağ sattığının belirlendiği, bu nedenle sözleşmenin 30.11.2007 tarihinde sözleşmenin feshinin haklı olduğu, ayrıca davalının taahhüdüne aykırı davranarak 27,5 ton eksik mal satın aldığı, davacı tarafın fesih tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi olan 15.03.2010 arasındaki kar mahrumiyeti alacağını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ile davalı her yıl için asgari alım taahhüdünde bulunduğu, sözleşme sürerken davalı alım taahhüdüne uymadığı, bu nedenle davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine sözleşmenin 8.maddesinde davacı şirketin davalı bayiinin taahhüdüne uymaması durumunda sözleşmeyi feshedebileceği ve maruz kalacağı zararın davalı bayi tarafından karşılanacağı düzenlenmektedir.
Somut olayda mahkemece davacının fesih tarihinden önceki yıllara ilişkin talepte bulunmamasının zımni feragat anlamına geldiği gerekçesiyle bu döneme dair talebin reddine karar verilmişse de bu hüküm anılan sözleşme hükümleri çerçevesinde isabetsizdir. Mahkemece davalının bayilik sözleşmesi ile her yıl için asgari alım taahhüdünde bulunması, bu durumda her yıl sonunda taahhüdün ihlali ile ortaya çıkan kâr kaybını davacının talepte bulunmamış olması nedeniyle bundan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği, ayrıca sözleşmede bu yönde de bir hüküm bulunmaması gözetilerek davacının talebinin incelenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.07.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Taraflar arasında 31.12.2000 tarihinde 10 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, davalının bayilik sözleşmesinde öngörülen alım taahhüdüne uymadığını ileri sürerek kar mahrumiyeti talep etmiştir. Mahkemece davacının sözleşmesinin feshedildiği tarihten sözleşme süresinin bitimi tarihine kadar kar mahrumiyeti isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı sözleşmenin imzalandığı tarihten feshedildiği tarihe kadar asgari alım taahhüdüne uymamış ve eksik mal almıştır. Davacı buna rağmen mal vermeye devam ederek davalıda eksik alım halinde ceza uygulanmayacağı konusunda haklı bir güven yaratılmıştır. Davacının haklı güveni ortadan kaldıracak şekilde eksik alım nedeniyle kar mahrumiyeti talep etmesi MK’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırıdır.
Yerel mahkeme kararının onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun aksi yönde oluşan görüş ve düşüncesine katılmıyoruz.